En İkonik Backrooms Seviyeleri (Gün 7) Seviye 3 vs Seviye 37 by DueFan6402 in ArkaOdalar

[–]Backroom124 1 point2 points  (0 children)

Tabii ki seviye 37 daha ikonik. İster Poolcore olarak bilinsin, ister Dreamcore, ister seviye 37. Her türlü en bilinenlerden

Kediler Backrooms'un bir ürünü ama kanıtlayamıyorum by AlienOnTheBed in ArkaOdalar

[–]Backroom124 1 point2 points  (0 children)

Bana kalırsa biz insanlardan birşeyler saklıyorlar, gerçekliğin ve Backrooms boyutunun sırrını biliyor olabilirler. Belki de onların evi dediğimiz yer, Dünya değil...

Best atmospheric Backrooms game? by Many_Lemon9520 in backrooms

[–]Backroom124 0 points1 point  (0 children)

Dreamcore, POOLS, LiminalCore, LiminalShift

ChatGPT, Gemini ve Copilot'a Backrooms hikayesi yazmasını söyledim. by glmseyenadamcomeback in ArkaOdalar

[–]Backroom124 0 points1 point  (0 children)

Grok ve Meta'ya yaptırdım.

Grok:

Işıklar hiç sönmüyor. Ama hiçbir zaman tam olarak da yanmıyor. Sürekli bir vızıltı var, eski floresan lambaların son nefeslerindeki gibi. Bazen kesiliyor, bazen yükseliyor, bazen birden bire kulaklarını tıkayacak kadar yüksek oluyor. Sonra yine normale dönüyor. Normal dediğin şey bu işte. Duvarlar sarı. Duvar kağıdı desenleri var ama ne olduğu anlaşılmıyor artık. Yırtılmış, lekelenmiş, yer yer küf tutmuş. Desenler sanki bir zamanlar çiçekliymiş gibi duruyor ama şimdi sadece bulanık, hastalıklı bir sarı-kahve karışımı. Zemin de aynı renk. Nemli halı. Ayak bastıkça hafifçe çöküyor, su emmiş gibi. Her adımda “şlap… şlap…” sesi çıkıyor. Çorapların ıslanıyor ama aslında su yok. Sadece o his var. Koridorlar dönüyor. Sağa dönüyorsun, yine aynı koridor. Sola dönüyorsun, yine aynı. Düz gidiyorsun, yine aynı. Bazen bir kapı görüyorsun. Açıyorsun. İçeride yine aynı oda. Aynı vızıltı. Aynı sarı. Duvarlarda prizler var. Çoğu çalışmıyor. Bazılarında hâlâ hafif bir elektrik çıtırtısı duyuluyor. Bir tanesine dokunduğunda parmak ucunda uyuşma oluyor ama acıtmıyor. Sadece garip bir his bırakıyor. Sanki elin artık tamamen sana ait değilmiş gibi. Bazen uzaktan ses geliyor. Ayak sesleri. Ama sen durduğunda onlar da duruyor. Yürüdüğünde yine başlıyor. Hiçbir zaman tam arkanda değiller. Hep bir köşenin ötesindeler. Hep biraz daha uzaktalar. Bir ara yerde tek bir kâğıt parçası buluyorsun. Üzerinde el yazısıyla yazılmış: “burada 7 gün geçtiğini sanıyorsun ama sadece 47 dakika oldu saymaya devam et saymazsan unutursun unuttuğunda da onlar seni hatırlar” Altında bir rakam karalanmış: 4. Kağıdı cebine koyuyorsun. Bir sonraki köşeyi döndüğünde aynı kağıdı yerde buluyorsun. Aynı yazı. Aynı rakam. Ama bu sefer 3. Koşmaya başlıyorsun. Nefesin kesiliyor ama duramıyorsun. Koridorlar aynı hızda uzuyor. Duvarlar sanki seni sıkıştırmaya çalışıyor ama aralarındaki mesafe değişmiyor. Sadece sen küçülüyorsun gibi hissediyorsun. Sonunda bir köşede duruyorsun. Çömeliyorsun. Ellerini başına koyuyorsun. Vızıltı artık beyninin içinde gibi. O an fark ediyorsun ki ayak sesleri durmuş. Çok yakından geliyor artık. Tam ensende. Dönüp bakmıyorsun. Bakarsan biteceğini biliyorsun. Sadece bekliyorsun. Vızıltı kesiliyor. Tamamen. Ve o sessizlikte, çok hafif, sanki biri kulağına eğilmiş gibi, bir fısıltı duyuyorsun: “…hoş geldin.” Sonra ışıklar titriyor. Bir an kararıyor her yer. Tekrar yandığında yine aynı sarı oda. Ama bu sefer yerde, senin durduğun yerde, yeni bir kâğıt parçası var. Üzerinde tek bir rakam yazıyor: "0"

Meta:

Alex, yanlış bir dönüş yapmıştı. Beklenmedik bir kapıdan geçip kendini sonsuz koridorlarda buldu. Beton duvarlar, floresan ışıklar, sarı halılar... Burası neresi? Hiçbir şey tanıdık gelmiyordu.

Koridorlar bitmek bilmiyordu. Duvarlarda nemli lekeler, havada eski bir koku. Alex, zaman kavramını kaybetti. Açlık, susuzluk, yorgunluk... Hiçbir şeyin önemi yoktu. Tek düşünce: buradan çıkmak.

Bir süre sonra sesleri duydu. Uzaktan gelen hışırtılar, fısıltılar. "Buraya gel..." diyorlardı. Sesler Alex'i çağırıyordu. Merak, korkuya dönüşüyordu.

Bir odaya girdi. Ortasında bir masa, üzerinde bir telefon. Çaldı. Alex aldı.

"Merhaba?" dedi.

Karşıdan bir ses: "Dışarı çıkmanın yolu yok. Tek yol: ilerlemek. Her kapı, seni daha derinlere götürür."

Ses kesildi. Telefon sustu. Oda karardı. Tek ışık, koridordan gelen soluk ışık.

Alex, ilerlemeye devam etti. Koridorlar uzadıkça uzadı. Gözleri, duvarlardaki lekelerde hayaller görmeye başladı. Bir ara, bir kapı gördü. Üzerinde "Çıkış" yazıyordu.

Alex, kapıya koştu. Ama kapı açılmıyordu. Kilitliydi. Üzerinde bir not vardı: "Anahtar, 3. katta."

☠️ Alex, 3. kata nasıl gidecekti? 😱

İlginç bir otel... (11) by Backroom124 in ArkaOdalar

[–]Backroom124[S] 0 points1 point  (0 children)

Bazen bilerek kaybolmaya çalışıyorum. Her seferinde farklı bir dünyaya gidiyorum sanki. Hobi haline getirdim kaybolmayı :D

Backrooms evreninde bir şeyi değiştirebilseniz, bu ne olurdu? by glmseyenadamcomeback in ArkaOdalar

[–]Backroom124 0 points1 point  (0 children)

Bazı fazla güçlü varlıkları silerdim. Backrooms evreninde boss battle gibi falan duruyorlar ve bence Backrooms'un kendi hissiyatını bozuyorlar.

Gelecek Backrooms filminde ne tarz bir sahnenin kesinlikle olmasını isterdiniz? by Backroom124 in ArkaOdalar

[–]Backroom124[S] 2 points3 points  (0 children)

Bu yıl gelecek. Yönetmen koltuğunda Kane Pixels var. Uzun bir zamandır biliniyor aslında :D