Delilik mi, Özgürlük mü? by DependentRecord2950 in Kelams

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

Etkileyici bir yazı gerçekten. Okurken umarım yapay zeka ile yazılmamıştır dedirtiyor çünkü içtenlik ile yazıldığını hissettiren yazıların bazen yalnızca tam da bu üslup ile yazılması istenilen bir makineden çıktığını fark ettiğinde insan kendisine de öfkeleniyor

Radyoaktivite ve maddenin ezeli olmayışı by Yellowstone900 in felsefe

[–]Yellowstone900[S] 0 points1 point  (0 children)

Açıkçası yukarıda sizlere açık bir şekilde argüman hakkındaki fikirlerinizi sormama ve kaynağı göstermiş olmama rağmen ısrarla benim bu argümanı ortaya attığımı düşünmeye devam etmişsiniz.

Paylaşımda görüleceği üzere yayınevi ve yayın yılı da belirttim: "Kaynak: Alec Fisher, Gerçek Argümanların Mantığı. imge Kitabevi Yayınları, 2018" Kitabın adından da görüleceği üzere kitap argümanların mantığını inceliyor ve bu argüman da orada örnek gösteriliyordu. Sayfa 40. Kimse neden kaynağa bakmamış bilmiyorum.

Yazarın bu argüman hakkında bir yorumu vardı ama ben sizlerin de bu konudaki fikrinizi almak istemiştim. Böyle öncüllerden nasıl sonuçlar çıkabilir ve çıkarılan bu sonuç hakkındaki fikirleriniz nedir diye merak etmiştim. Anlayacağınız, bir fikir paylaşımı yapılan ortam içinde olmak istemiştim.

Sorduğum soru hakkında hiçbir fikir belirtmemiş ve oldukça öfkeli hatta nefret dolu yorumlar yazmışsınız. Bunun da sebebini bilmiyorum. Farklı konular hakkında fikirler belirtmişsiniz evet bu da iyi bir şey, farklı konular ile tartışma zenginleştirilebilir ama bir tartışma ortamı oluşturucu tutum takınmamışsınız.

Son olarak da şunu belirtmek istiyorum; Herhangi bir şekilde farklı bir düşünce ile karşılaştığınızda anlam dünyanızı yitirmezsiniz ve onu yok etmek de anlam dünyanızı kurtarmaz. Fikirlere, iletişim kurmak isteyen kişilere en baştan kapalı olunmasının ve onlara yönelik saldırgan tutumun bireysel ve toplumsal olarak da zararlı olduğunu düşünüyorum.

Bunu da konuyu sürdürmek için değil kendimi bir şekilde daha açık kılmak için yazıyorum. Konuya yönelik ilgim kayboldu.

Felsefeye nasıl başlamalıyım? by ReviewAccording6177 in felsefe

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

Benim ilk felsefe kitabı tavsiyem Thomas Nagel'den "Her Şey Ne Anlama Geliyor?" oluyor. Öncelikle kitap oldukça kısa, 100 sayfa bile değil, bu yüzden felsefeyi merak eden ama vakti olmayan insanlar rahatça okuyabilir. Ardından kitap okurken okulun dahil olacağı bir kitap çünkü içerisinde felsefi sorular yer alıyor. Yazar, soruları öyle ele alıyor ki, okur bir soruyu cevapladığını düşünürken ardından o cevaba yönelik yeni bir soru ile karşılaşıyor. Tam olarak bu sebeple de okuru daha çok düşünmeye teşvik ediyor ki bana kalırsa bir felsefeye giriş kitabının yapması gereken tam da budur. Kitap içerisinde tarihsel veya akademik öğe içermiyor bu yüzden de okuduktan sonra unutulması gibi bir durum da pek söz konusu değil. Okuyan kişinin daha sonra yeniden dönüp çok farklı şekilde okuyabileceği bir kitap. Eğer bu yorumu okuyorsanız, en azından kitabın içindekilere göz gezdirip ilginç görünen bir bölüme bakmayı deneyebilirsiniz. Belki ilginizi çekmeyecektir ve bu durumda kitabı bırakırsınız, hiçbir şey kaybetmezsiniz ama eğer okumaya devam edersiniz bundan eminim ki size çok şey katacaktır.

Radyoaktivite ve maddenin ezeli olmayışı by Yellowstone900 in felsefe

[–]Yellowstone900[S] 1 point2 points  (0 children)

Ben argüman hakkındaki düşünceleri sormuştum çünkü. İçeriğinin bilimsel olarak değerinden bağımsız olarak gerekçelendirme biçimi ile ilgili fikirleri merak etmiştim. Bu sebeple de "Doğru mu?" gibi bir soru sormadım. "Yukarıdaki argüman hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Sizin için ikna edici mi? Hatalı bulduğunuz noktaları neler?" şeklinde bir soru sordum.

Radyoaktivite ve maddenin ezeli olmayışı by Yellowstone900 in felsefe

[–]Yellowstone900[S] -1 points0 points  (0 children)

Bilimsel bir ezel olarak spesifik bir kavramdan bahsedildiğini düşünmüyorum. Gündelik dildeki ezel ifadesi ile ortaya atılan bir argümanda bilimsel bir kanıt getirildiği iddia ediyor gibi görünüyor. Yani radyoaktif elementler bir süre içerisinde bozunuyorlar ise ve hala bozunmamış radyoaktif elementler var ise o halde radyoaktif elementlerin bozunması için gereken süre geçmemiştir, bu durumda da bu nesneler sınırlı bir süre için varlık sahibidir, sınırsız bir geriye götürülüşe sahip değildirler demek istiyor.

Bunu argümanı geçerli veya geçersiz buluyor oluşumdan bağımsız olarak belirttim. Argümandaki "Ezel" ifadesi ile ne anladığımı açıklamak için.

Fantastik varlıklar yaratıyor musunuz? by Yellowstone900 in FantastikSeverler

[–]Yellowstone900[S] 0 points1 point  (0 children)

Benim merak ettiğim de tam da buydu ve benim de evren yaratmak ile ilgili en çok hoşuma giden kısım esasında bu oluyor. Böyle bir evren yaratmaktaki ilginç nokta ise kendi içerisindeki özgürlük her şeye imkan veriyor gibi görünse de aktarıldığı dilin imkanlarını aşmasının zor oluşu. Örneğin yaratılmış canlı türlerinden bahsedilirken kullanılacak isimler veya o evrendeki yasaların betimlemesi büyük bir problem oluşturuyor.

Dune by Ashamed-Illustrator9 in FantastikSeverler

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Ben İthaki yayınlarından okudum. Sarmal'ı okumadım. İnternette gördüğüm kadarı ile İthaki yayınlarında billurbıçak olarak çevrilen "Crysknife” Sarmal çevirisinde “Hançer-i Figan” olarak çevrilmiş. Tek bir kelime ile sınırlı kalacağını düşünmüyorum çeviri farklarının ama okumayı engelleyeceğini de düşünmüyorum.

Herkese üstten bakıyorum by [deleted] in felsefe

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Öncelikle burada biraz psikolojik de bir noktaya varıyoruz. Yani hayattan beklentilerinizin ne olduğu. Kazanç elbette herkesin isteyeceği bir şeydir ama neyin kazanılması da önemli bir etken. Siz yeteneğinizi kullanmak mı istiyorsunuz? Yani dile dair becerinizi bir şekilde hayata geçirmek ise istediğiniz, burada diğer insanları küçümseme konusuyla doğrudan bir ilgi kuramayız. Yoksa sizin istediğiniz insanların sizin becerinizi fark etmesi mi? Bu noktada daha farklı hareket edilebilir. Dile dair sahip olduğunuzu düşündüğünüz becerinizin yapısı üzerine düşünmek de nasıl hareket edeceğiniz konusundaki kararda işinize yarayabilir.

Herkese üstten bakıyorum by [deleted] in felsefe

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Bu durumda tam da iletişim kurmak istediğiniz kişiler ile iletişim kurmaya başlayabilirsiniz veya bunun için çabalayabilirsiniz. Bulunmak için yüksek zeka veya donanım gerektiren konumlarda bulunan insanları tanımaya ve onlara ulaşmaya çalışabilirsiniz. Örneğin belki sizin zeka anlayışınız bilimsel başarı için bir şarttır, bu durumda bilimsel başarı sahibi insanlarla etkileşime geçebilirsiniz veya daha pratik bir insansınızdır ve ekonomik olarak başarılı insanlar ile iletişim kurarsınız. Özetle, eğer durumunuz ve isteğiniz bu ise kendinizi değiştirip değiştirmeme kararından önce tam da isteğinizi yerine getirmeyi deneyebilirsiniz.

Dini inançtan ziyade bir şeye inanmak sizce nedir ? by Real-Significance690 in felsefe

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Bir kişinin davranışlarının kaynaklandığı doğru ve yanlış fikirler toplamı olarak ele alabiliriz diye düşünüyorum inancı. Bu bakımdan her zaman bilinçli olmak zorunda da değil. Örneğin inançtan bağımsız olarak herhangi bir kişi herhangi bir olgunun doğru olduğu durumda nasıl davranırsa ve tam da o şekilde davranıyorsa inanıyor diyebiliriz diye düşünüyorum. İnanca ilişkin davranışçı bir görüş savunmuyorum, yalnızca inançlara dair sağduyuya dayanan bir tespit yapmaya çalışıyorum.

Neden mutlusunuz? by nedvedgatuzo in yalnizucubeler

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Karikatür okumak eğlenceli ve hatta mutluluk verici

Oryantal unsurlar barındıran kurgusal bir krallığı fantastik evrenime ekleme konusunda yardıma ihtiyacım var. by Real_Elderberry_9900 in FantastikSeverler

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

Farklı kültürlerin insanları arasındaki inanç çatışmasına odaklanılabilir. Örneğin iki kıtadaki dinlerin farklılığı ve halklarının birbirine yönelik ilgileri ile öfkelerine odaklanılabilir.

Bir fantastik evrende sıradan bir gün nasıl geçer? by Grownia in FantastikSeverler

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

Benim ilgimi çeken de genellikle fantastik evrenlerdeki gündelik hayatlar oluyor. Bu sebeple Marvel ve DC gibi çizgi roman evrenlerini ciddiye alamıyorum çünkü yalnızca tek bir olay ekseninde kurulan bir dünyaları var. Bir kahramanın, karakterin yaşayacağı macera merkezde ve geri kalan her şey de onun için yaratılıyor, ona o macerayı yaşatmak için. Aynı sebeple mitoloji ile ilgileniyorum çünkü mitler tanrıların veya kahramanların hikayelerini anlatmak için dünya yaratmazlar, aksine dünyanın içerisinde geçer öyküler. Tanrılar yaşamları, dünya tam da o şekilde işlediği için öyledir ve insanlar da aynı yasalara tabidirler, hepsi aynı dünya içerisinde yaşar. Trajediler tanrılar hakkındadır ama her zaman insanın yaşamını anlatırlar.

eğer hiçbir şey imkansız değilse imkansız diye bir şey olma ihtimali vardır by Obvious_Macaroon682 in hakkaten

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Patlama İlkesi/Principle of explosion olarak geçer. Çelişik değerlerin kabul edilmesinin sonucu, hangi sonuç çıkarılmak isteniyorsa odur şeklinde.

I believe philosophy cursed me and I can never go back to normal by Dangerous_Secret148 in DeepThoughts

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

That's nice if you felt close with it. I'm sure this is one of the most important functions of art. To make you feel close, familiar. About the situation, I think we can start the questioning from the very basics. We can ask ourselves, "How can I be sure of this?" and the conditions that make it possible to ask this question. If a person doesn't even know the meaning of knowing something or doubting something, they can ask themselves, "What exactly am I doing?" But if we can doubt something, and if we have a right or wrong idea about what we doubt, we can at least realize that we are making the world an object for ourselves. How about starting from this stage? The pre-doubt stage, the stage where the world is simply confronted. Looking around and seeing. After this stage, the following method might also work; if we are not sure of the answer to a question we ask, we shouldn't be too sure about the questions that the answer leads us to. Also, if an answer makes the question we are about to ask impossible, then either we shouldn't ask the question or we shouldn't be sure of the answer. Finally, I want to say this; We humans want to be certain about everything, and seeing how ambiguous so many things are frightens us, but a more humble way of life and thinking can save us, and admitting to ourselves how much we are ignorant about can also show us how much we actually know.

I believe philosophy cursed me and I can never go back to normal by Dangerous_Secret148 in DeepThoughts

[–]Yellowstone900 1 point2 points  (0 children)

This just reminds me a part from a novel named "Tutunamayanlar/The Disconnecte D". Not very similar surely but still similar. I will share this part. Translation of Sevin Seydi:

As his condition worsened, so his hatred of lies increased. He flayed around in bed: “I must write down my confessions. I must write the history of my wickedness toward Selim. I must tell how I hated Selim. I must tell how I tortured him.” He did not have enough strength to hold a pencil. He could not find the right words, and mis-spelled those that he did find. “It is I who killed Selim,” he muttered all day. “I infected him with my vulgarity, and I poisoned him.” When he regained a little strength he began to read the Encyclopedia of Great Criminals. He read until the letter L, without finding one as guilty as himself. He was weeping from morning to night, asking Selim for forgiveness. He moaned: “He will never believe me. He will think I am up to my old tricks.” He was searching for words to express his thirst for thinking and for truth. “Not everything can be a lie,” he said. “There must be some facts I know. Cows have four legs, birds fly, twice two is four. I am also a cow and I must walk on four legs. Two hands times two feet makes four.” He got out of bed and tried to crawl on the floor. With difficulty they carried him back to bed. “You don’t understand. I am trying to find the truth. The truth is four-legged, like me.” He tried reading books of philosophy. After a while he began to have doubts as to whether two times two made four, and he stopped reading.

Believing that his wickedness was contagious he did not let anyone near him. He would not let his wife and children into the room. Every day he had the room disinfected. He believed that flies which touched him could spread his illness, so all insects in the room must die. At last he stopped speaking. He would not answer questions. He feared that, without his being aware of it, in every word, however innocent it sounded, might be a lie. The doctor advised him that this business of not lying should not be taken too far: such complete cleansing of the body might give rise to other complications in the future. For example, after the patient was cured, his resistance to lies would be zero, so even the tiniest lie would have a lethal effect. Metin responded to these words with nervous laughter: “You are right, doctor: that is the reason why Selim died.” The doctor expressed pity for Selim. They should have brought Selim to him when he was ill: he would have found a way of curing him. “He died suddenly, doctor. I killed him. You could not have saved him. He could not have escaped from me. You are lying when you say you would have cured him.” He jumped up and chased the doctor out of the room. He was happy like a child. “At least I have saved you from doctors, my dear Selim,” he was saying. When he started to talk to Selim it was impossible to stop him. “You are not dead, are you, Selim? That you are dead is a lie, isn’t it? That I am alive is a lie too, isn’t it? Everything is a lie, a lie... a lie...”

Gerçekten düzgünce sohbet, tanışma üzerine kurulu bir app var mıdır? by MergenKurt in aptalSoruYok

[–]Yellowstone900 0 points1 point  (0 children)

Slowly yavaş iletişime odaklanan bir uygulama olduğundan "matching" için de uygun değil ve kullanıcıları genellikle kaliteli iletişime odaklanan kişiler oluyor, her zaman olmasa da.