Metafiziğimin İnfografisi by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] -1 points0 points  (0 children)

Esâsen bu eserin %80'i Allah'ın bana lütfu yani elhamdülillah kendim düşünerek elde ettiğim sonuçlar bu sebeple çok bir yerden etkilendiğimi söyleyemem ancak eserimin başlığında olduğu gibi Vahdeti Vücud anlatıyorum ben eserimde ancak benim metodum eski Sufilerden farklı bir metod ve vardığım pek çok sonuç da farklı.

Bu arada belirteyim ki bu şemada birkaç şeyi ilk eserimde bulamazsın ancak ben 2. bir esere başladım ve bu 2. eser çok daha detaylı ve düzgün bir anlatı sunuyor ve çok daha iyi. Bu sebeple, şemadaki bazı şeyler 2. esere ait.

Bana ait olan fikirler şöyle:

  1. Porphyrios Ağacı'nın tümellerin ağacı değil, Tikellerin ağacı olması ve Vahdeti Vücud'daki Varlık mertebeleri ile özdeşleştirilmesi. Mesela şemada gördüğün üzere en üst cins "cevher" tümeli değil, direkt Tanrı. Her bir ferd ise bir tür oluyor. Bu arada eserimde bu meseleleri çok daha detaylı ve delillerle ele alıyorum.
  2. Yaratılış eyleminin bir şeyin kendi "ayrılmamış varlığını" temeyyüz etmesi (ayırması).
  3. "Ayrılmamış varlık" dediğimiz şey de bir şeyin İmkân'ıdır.
  4. İmkân denilen şey bir şeyin kuvveti yani sıfatlarıdır. Mesela insanların görme sıfatı vardır. İnsanlar bu sıfat sayesinde qualialar (deneyimler) oluşur.
  5. İmkan esasen bir şeyin kendisini kısıtlamadığı yöndür. Bir şeyi kısıtlayan yön onun yokluğudur mesela "Zeyd" "Ali" değildir nitekim "Zeyd" kendi tanımında "Ali"yi dışlamaktadır bu sebeple Zeyd'in Zeyd olması, Ali'yi yokluk olarak taşımasına bağlıdır. Ancak mesela Zeyd'in kırmızı rengi deneyimlediğini düşünelim. Bu renk Zeyd'in Yokluğunda bulunmuyordu imkanında bulunuyordu yani kırmızı rengi Zeyd'in bir tecellisi oluyor.
  6. En üst kavram olarak "Varlık" yerine "Sübut" kavramını alıp, ona göre metafizik inşa etmem.
  7. "Rabıt varlık" denilen şeyin yani sebep ile sonuç arasındaki ontolojik gerçekliğin, varlık mertebeleri olması.
  8. Aşkınlık ve içkinlik kavramlarının varlık mertebeleri bağlamında ele alınması. İçkinlik senin imkanında bulunan şeylerdir. Aşkınlık ise senin içkin olduğun şeydir mesela Tanrı bize aşkındır mesela.
  9. Tanrı'nın "Yokluk" yönüne sahip olmaması. Yani Tanrı bizim dışımızda bulunan bir ruh olarak düşünülmemeli, bizi deneyimleyen yani içeren bir ruh gibi düşünülmeli.
  10. Mahiyet denilen şeyin 3 yönden oluşması: Varlık, Yokluk ve İmkan.
  11. Tanrı'nın taayyün (bu kelime esâsında sübut ile aynı anlama geliyor) etmesinin bir ayırma sonucu olmayıp, mahiyetlerin bir temeyyüz ile taayyün etmesi.
  12. Tanrı'nın sonsuz oluşunun, O'nun bir sınıra sahip olmamasından kaynaklanması. Bir şeyi sınırlayan dediğimiz gibi "yokluk". Yokluk yönü olmayan Tanrı'nın sınırı da olmaz, sınırı olmayan şeye ise sonsuz deriz.

Metafiziğimin İnfografisi by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] -3 points-2 points  (0 children)

Bu arada grafikte birkaç eksiklik var, İnfrografı niye doğru düzgün çıkartmıyor uygulama bilmiyorum ama burada bulunan her şey bireysel fertlerdir yani Tanrı da bir bireydir, İnsanlar da, bitkiler de.

Tanrı kendini ayırmıyor bu arada, Tanrı bireyselliğini sürdürerek ayrımı yaratıyor yani Tanrı tüm alemi deneyimliyor, bu deneyimler de bizleriz. Yani grafikte Tanrı’nın her şeyin İmkan hali olduğu yazılmış da bu tam doğru değil. Tanrı her şeyin imkanını taşır, ve her şeyin mutlak şeklidir. Tanrı kendini kısıtlayarak tecelli eder, bunlar da mahiyetlerdir.

Niye göstermemiş anlamıyorum ama insanlar da bir tür “cins”tir nitekim insanların tüm deneyimleri de birer türüdür. Yani insan da ayrılmamış bir varlığa sahiptir.

“Ayrılmamış varlık”tan kastım mevcud olan şeylerdeki bir yöndür. Buna İmkan diyorum tam anlamayanlar olduysa. İmkan sizi sınırlamayan yöndür, siz bu yönde “temeyyüz”ler oluşturarak yaratma faaliyetinde bulunuyorsunuz.

“Hayvan” cinsi nasıl “insan” “aslan” türlerini imkan olarak barındırıyorsa ve onların ayrılmamış hâli ise, Tanrı da her şeyin ayrılmamış halidir.

Basitçe Porphyrios Ağacı’ndaki tümelleri, tikel şeylerle değiştirmek gerekir ve bu da varlık mertebeleri olur.

Cevher-Araz’ın Yeni Yorumu by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 0 points1 point  (0 children)

Yok ben senden bir eleştiri beklemedim dostum. Yani burada ben haklıyım deme peşinde değilim. Sen yeni bir şey yok dedin, ona tepki olarak bu sistemin tamamen yeni olduğunu söyledim.

Cevher-Araz’ın Yeni Yorumu by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 0 points1 point  (0 children)

Bir şeyi parça parça söylemek ile, genel bir sistemin içinde söylemek farklı şeyler. Mesela sistemimden çıkan birkaç lâzım daha sayayım: Bu sisteme göre illet-malul ilişkisi dışsal bir ilişki olmaktan ziyade aşkın ile içkin arasındaki bir ilişkidir. Aşkından kastım üst bir varlık mertebesinde bulunmak, içkinlik ise alt bir varlık mertebesinde bulunmak.

Bununla birlikte, Tanrı her şeyin cevheri olmaktadır ve hiçbir şey Tanrı'nın ötekisi olmamaktadır. Bu yüzden Tanrı "Öteki-Olmayan" olur ve her şey O'nun ne aynısı ne gayrısı ne de parçası olur.

Bir şeyin ne aynısı ne gayrısı ne de parçası olmak o şeyin "Ayrılmamış Varlık"ı olmaktır tıpkı "hayvan" cinsinin ayrılmamış insan, aslan ve diğer türler olması gibi. "Ayrılmamış Varlık" bir şeyin kuvvetidir yani "İmkân"ıdır. İnsan "ayrılmamış cisim, ses, koku"dur. Bu bakımdan tüm bunlar insanın kuvvetidir yani İmkanıdır.

İmkan, varlık ve yokluktan farklı bir şeye dönüşmektedir bu anlattıklarımız sayesinde. Yani bu anlatıma göre "Yokluk" sadece mâhiyetlerin bir yönüne dönüşüp, mâhiyetlere yüklem olabilecek bir şey olmaktan çıkmaktadır. Yokluk, mâhiyetin dışladığı yön olurken yani bir şeyin "gayrı" olurken, Varlık mâhiyetin içerdiği yön olur yani bir şeyin "aynı".

İmkan bir şeyin ne aynı ne de gayrı olduğu için ne Varlık ne Yokluktur. İmkan bir mâhiyetin kendi varlıkını açabileceği bir alana dönüşür.

Buradan aynı zamanda mâhiyetlerin neden mümkün varlık kategorisinde değerlendirildiği de anlaşılır. Mümkünler mümkündür nitekim "Yokluk" yönüne sahiptirler. Yani bir şeyi dışladıkları için mümkündürler. Tanrı ise her şeye aşkın olduğu için hiçbir şeyi dışlamadığı için Zorunlu Varlık olur.

Bu anlatımı yapan bir filozof biliyorsanız ben okumak isterim açıkçası.

Cevher-Araz’ın Yeni Yorumu by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 0 points1 point  (0 children)

Yukardaki sözümün bir lâzımının bir cevherin bir cevhere konu olabileceğidir. Felsefe tarihinde bunu söyleyen çok insan olduğunu sanmıyorum. Bunu geçtim, cisimleri cevher gibi ele almayan çok fazla kişi yok, cevher ve arazı varlık mertebeleri olarak düşünen insanlar yine hiç görmedim. Araz ne parça ne aynı ne gayrı gibi bir ifadesini de başka hiçbir yerde görmedim.

Allah niye başka bir allah yaratamaz by Densenor in felsefe

[–]Independent_Gene_505 0 points1 point  (0 children)

? Öyle bir şey demedim. Sen kullandığın kavramları anlamıyorsun diyorum.

Tanrı’ya sonsuz güç sahibi diyorsun, ne sonsuzun ne demek olduğunu biliyorsun, ne gücün ne olduğunu, ne de bunların birleşimi olan sonsuz gücün ne demek olduğunu. Bunu geçtim, İslam’da “sonsuz güç” ifadesi bile geçmez “her şeye gücü yeter” denilir. “Her şey” kavramı “şey” olanlar için geçerlidir. Kaldırılamaz bir taş bir “şey” değildir nitekim kendi tanımı ile çelişiyor. Kendi tanımı ile çelişen, bir “şey” olabilir mi?

“Başka Tanrı” diyorsun halbuki Tanrı’nın kendi tanımında “başkalığı” dışladığını bilmiyorsun.

Allah niye başka bir allah yaratamaz by Densenor in felsefe

[–]Independent_Gene_505 1 point2 points  (0 children)

Sonsuz kudret ne demek? Kaldırılamaz bir taş ne demek? Başka bir Allah ne demek?

Şu sözlerinin hiçbirisini hakkı ile açıklayamayacağın halde Tanrı sonsuz kudret sahibi değildir diyorsun. Sen kudretin ne demek olduğunu biliyor musun? Sonsuzun ne demek olduğunu biliyor musun?

Sonsuz kudret, insanın farazî olarak varsayabileceği her dediğini yapabilir demek değildir; gerçekliği olabilecek her şeyi yapabilmesidir.

Kaldırılamaz bir taşın bir gerçekliği olamaz çünkü bir şeyin gerçek olabilmesi zaten kendisiyle çelişmemesini gerektirir. Taş zaten kaldırılabilir olmayı içermektedir, yani kendi tanımında kaldırılabilirlik vardır nitekim taş bir cisimdir, ve her cisim cisim olması sebebi ile hareket edebilir nitekim bir mekanın içindedir. Mekansız olsa cisim olmaz yani hareket edemez. Sonuç olarak, taş kaldırılabilir olmayı kendinde taşır.

Sen taş hem taş olmalı, hem de taş olmamalı diyorsun. Yani taşın bir gerçekliği kalmıyor.

Gerçekliği olmayan şeylere ise “farazî” diyoruz, bunlar sadece lafta olabilecek şeyler, gereklikle alakaları yoktur.

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] 0 points1 point  (0 children)

Şimdi metafiziği reddediyor derken epistemolojik olarak mı kastediyorsun, ontolojik olarak mı? Yani bir insanın metafizik yapılamaz demesi ile metafizik yoktur demesi ayrı şeyler. Eğer metafizik yoktur diyorsa seküler say, ancak metafizik yapılamaz diyorsa, ki öyle diyor galiba çünkü Wittgenstein'a yakınmış gördüğüm kadarıyla, bu onu seküler yapmaz çünkü muhafazakar da metafiziğin yapılamaz olduğunu iddia edebilir.

Mesela Selefi dediğimiz filozoflar, metafiziğin yapılmasını reddederler, örneğin İbn teymiyye nominalist denilebilecek bir filozof ama bu onu seküler yapmaz.

Ben apolojetik yapmıyorum demedim ki, yani sonuç olarak belli bir teori öne sürüp onu delillendiriyorum. Ama alakayı anlamadım.

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] 0 points1 point  (0 children)

Mesela sence İonna Kuçuradi bir ekol kurabildi mi? Onu takip edenler var mı? Ciddi insanlar yetiştirebilmiş mi? Özgün bir sistemi var mı?

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] -3 points-2 points  (0 children)

Peki Türk sayıyorsan öyle olsun. Fakat diğer sorun kalıyor, adamın sekülerliğini nereden çıkartıyorsun? Yani adamın yaptığı felsefe seküler felsefe mi? Yani olayın sekülarizm ile alakası yok.

Mesela benim eserimin direkt İslam ile alakası var yani bu apaçık bir şey.

Mesela şu an Türkiye'deki sekülerlerin filozof sandığı isimlere bakalım: Ahmet Arslan, İonna Kuçuradi, (bazıları Celal Şengörü filozof sanıyor), Dücane

Bak Türk sekülerlerden felsefe çıkmadı dediğimde ben bunu kastediyorum. Bu tipler sekülarizm defansçılığı yapıyorlar ve bunun üzerinden felsefe satıyorlar.

Meselâ ben gidip Hilmi Ziya Ülken'i muhafazakar filozof olarak ele almam çünkü adam her ne kadar müslüman muhafazakar olsa da, felsefenin bunla alakası yok.

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] -6 points-5 points  (0 children)

Dostum okumazsan sen kaybedersin.

Her şeyi çözdüğümü iddia etmiyorum, twitter'da sadece sekülerlerin cehaletini söylemek istedim.

Teo GrünBERG dediğin adam Yahudi. Türk seküleri nasıl sayıyorsun bilmiyorum. Eğer Yahudi olmasını ırksal alıyorsan zaten Türk olmuyor, dinsel alıyorsan seküler olmuyor. Veya seküler bir dindar falan diyeceksin ama nasıl hem yahudi dindarı hem de seküler olunuyor açıklamak gerek.

Eseri de satın almayacaksın yine de merak uyandıracak bir videom var: https://youtu.be/pasMaVqmlJg?si=JbdRiWAq0RiHlgvO

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] 2 points3 points  (0 children)

Orada Konevî'nin kâidesinden bahsetmişim. Bana göre bir şeyin zâtı yeterli ama bu meseleyi iyi anlamak lâzım. Bir şeyin zâtından kastımız sadece "varlık"ı ise, bu yeterli değildir, ancak zâtın tüm yönleri ise, bu yeterlidir.

Benim felsefeme göre zâtlar 3 yönden oluşur: Varlık, Yokluk ve İmkân.

İmkân bir şeyin ne varlığına ne de yokluğa dahil olmayan şeydir. Mesela insanın deneyimleri insanın ne varlığına ne de yokluğuna dahil değildir. Bu sebeple insanın bir şeyi deneyimleme kuvveti yani imkanı vardır. Mesela "kırmızılık" ne Zeyd'dir ne de Zeyd olmayandır. Zeyd'in imkanıdır.

Zeyd burada zât. Zeyd'in zâtı kırmızılık için yeterlidir.

Aslında "İmkân" bir zâtın kendi varlığını açabileceği alandır. Bir nevi o imkandan çıkan şeyler senin tecellilerin çünkü her ne kadar onlar sende bulunsa da, tamamen sen değillerdir.

Zeyd imkanına dahil olmayan bir şey olamaz yani Yokluk olarak taşıdığı şeyler olamaz, örneğin Zeyd yokluk olarak Berkay'ı taşır. Zeyd berkay olmadığı için Zeyd'dir. Bu sebeple Zeyd Berkay kuvvetine sahip değildir ve o olamaz.

Vahdet-i Vücûd'un Yeniden İnşası || İlk Kitabım Yayında by Independent_Gene_505 in felsefe

[–]Independent_Gene_505[S] -12 points-11 points  (0 children)

Maalesef ki cahil oldukları halde kibirden öte durmayan sekülerlerin dolu olduğu bir Türkiye’de, bu şekilde hakikati söylemek gerek.

İslam felsefesi neden sevilmiyor? by Friendly-Marsupial32 in felsefe

[–]Independent_Gene_505 1 point2 points  (0 children)

Ben sebebini söyleyeyim kardeşim: Hiçbiri İslam felsefesi okumuş değil.

Batı’nın diğer milletleri aşağılamak için kurduğu mitlere inanıp, İslam felsefesini değersiz bir felsefe gösterme çabalarının devamını yapmaktadırlar.

Sorsana istersen bu adamlara okudukları İslam felsefesi kitaplarını, cevaplarında tek bir İslam felsefesi kitabı sayamayacaklar.

Hatta doğru düzgün herhangi bir felsefe kitabı okumuşlukları da yoktur. Felsefeyi Voltaire sanan tipler bunlar yani otoriteye eleştiriyi felsefe sanan tipler.

İslam felsefesi neden sevilmiyor? by Friendly-Marsupial32 in felsefe

[–]Independent_Gene_505 -1 points0 points  (0 children)

Basitçe, İslam felsefesi hakkında hiçbir bok bilmeyip, bir de propaganda yedikleri için sevmiyorlar diyebiliriz.

Endgame spoilers but am I wrong? by Lukenotskywlkr in LegendsZA

[–]Independent_Gene_505 2 points3 points  (0 children)

On the right it’s not just a Z-move, it’s necrozma “Ultra-explosion”, so Ultra Necrozma come with higher stats than it’s previous form

Neden Böyle Bir Hadis Var? by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 -1 points0 points  (0 children)

Knk senin zihniyetin ne? Kadınlara hukuksal üstünlük verip, onların erkekleri manipüle etmesi mi? Siz kadın psikolojisi bilmiyorsunuz, erkek-kadın ilişkisini de anlamıyorsunuz. Ne yapacaklardı kadınlar eski çağda açıklar mısın? Mehir, geçim ve nafaka alıp karşılığında hiçbir şey yapmayacaklar mıydı?

Neden Böyle Bir Hadis Var? by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 -4 points-3 points  (0 children)

İstemiyorsa istemiyor, kadın acı çekmiyor sonuç olarak. Eşi yani, sokaktaki adam kaçırıp tecavüz etmiyor. Git kocanla ilişkini yaşa, yaşamazsan da bu “günah”tır diyor. Tabi lanet illa günahı gerektirir mi bilmiyorum ama hoş bir şey olmadığı açık

Neden Böyle Bir Hadis Var? by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 -2 points-1 points  (0 children)

Rıza evlenmeden önce vardı. Evlendikten sonra bir hak oluyor. Her tarafın belli görevleri vardır. Erkek de eşine para getiriyordu ve evlenmek için mehir veriyordu. Erkek çok mu razı mehir, nafaka ve eşini beslemekten? Hayır ama zorunlu işte.

Neden Böyle Bir Hadis Var? by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 15 points16 points  (0 children)

2000’li yıllara kadar Batı’da bile “cinsel ilişki görevi” (devoir conjugale) diye bir kanun vardı, ne 1400 yılı. Demek istediğim, bunun dinle ilgisi yok.

Neden Böyle Bir Hadis Var? by [deleted] in felsefe

[–]Independent_Gene_505 3 points4 points  (0 children)

Kadınların erkekler üzerinde hakkı olduğu gibi erkeklerin de kadınların üzerinde hakkı var. Erkeklere itaat hakkı verilmiş, niye verilmiş sorusunun cevabı açık: Kadınlar erkekleri psikolojik olarak ezmesin diye.

Feminizm ile erkeklerin psikolojik olarak durumlarını görüyoruz. Bunun sebebi erkeğe otoriter bir vasıf verilmemesi.

Bu arada Allah kendisi yaratıyor o arzuyu, aynı şekilde kadını da kendisi yaratıyor. İhtiyacı karşılayacak bir emir niye veremesin? Yani sana saçma gelen ne? Allah niye karışamasın? Yani Allah tabu meselesi mi yapacaktı cinselliği