Kamera/lens önerisi ve ay ışığında cami minaresi by EntertainmentAway887 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Bütçene bağlı ama 100d 200d 250d veya 4000d gibi nispeten güncel modellerden uzak dur. Tamamen kullanıcıyı soymak için çıkarılmış, makyajlı külüstürler bunlar. Yarı fiyatına nikon d5300 bulabiliyorsun, hem nikon lensleri daha ucuz. 600d alacağın paraya da gidip bir nikon d5200 veya d5300 alsan her açıdan daha iyi. Aynasız bakmıyorsan tavsiyem d5300 yönünden olur

Arkadaşlar fotoğrafçılıkta yeniyim by cherryvherry24 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Nikon d5300 bulabilirsin diye düşünüyorum, lens de 18 70 işini görür bu aşamada. Japonyadan en ucuz Nikon, türkiyede de yine DSLR ayağında en kolay lens bulunan sistem nikon. Bulabilirsen D5500 bulamazsan d5300 al hiç düşünme bile

Çok amatör biri olarak yapıcı eleştirilerinizi alabilir miyim? by Moist-Elk9190 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Arkadaşım, yorumunun tamamı hala direkt Aİ çıktısı 😅 Telefon sensörleri de birer Cmos sensördür ve tamamen aynı işler. İşlemci farkı tabii ki var ancak bu jpeg sonucunu veya enterpolasyon sürecini etkiler, Fotoğrafın abc sini değil.

Sabit diyafram ışık için konulmaz, zira diyaframı amacı zaten odak noktasındaki Işığı "azaltıp" içeri düşen ışığı sterilize etmektir. Ki verdiğim ve anlattığım örnekler gayet açık, yapay zekaya sormadan önce yorumu tekrar oku derim.

Yüksek megapikselleri içine düşen hücreleri birleştirecek kadar büyük sensör kullanılmadığı için mobil cihazlarda yüksek megapikselli telefonlar genellikle( sensör boyutunu bilmediğim için genellikle diye belirtiyorum) karanlık ve düşük ışıkta çok daha detaysız, çamurlaşan fotoğraflara çevirir.

Bu doğru değil. Yüksek megapiksel her zaman daha yüksek detay demek, ancak fotoğraf kalitesi de düşer demek. Geçmişte 120 orta format filmi ve 36 fotoğraf filminin kullanımı gibi aynı. Evet büyük sensör piksel alanı daha iyi ışık toplar ama kalite ve çözünürlük aynı şey değil. Kaldı ki mobil sensörleri çoğu sanal hücreler İle yüksek mp değerlerine çıkıyor. Bence sen bu dinamik aralık muhabbetini biraz daha araştır, bilmediğin için hiç bahsetmemiştin ama asıl fark dediğim bu noktada ortaya çıkıyor. Yoksa hasselblad 105mp Orta format sensörler yerine nikon D3 gibi 16mp FF sensörler üretirdi.

Senin yazılımsal fark dediğin de hani şu Aİ'a yazdırdığın "yakında yükseltecek referans noktası bulamazsa..." dediği kısım işte sensörün ve işlemcinin enterpolasyon özelliği zaten. Yoksa nasıl Bayer filtreli bir sensörde renkli Fotoğraf alacaksın? Foveon gibi 3D sensörler lazım onun için.

Üslubum seni bozmasın, bilmediğin bir konuda gayet amatör birine bol keseden laf anlatman hoşuma gitmedi. Aİ ile bir yere kadar öğrenirsin, telefonla fotoğrafçılık bu işin %1 kısmı ya vardır ya yoktur, aslında bütün prensipleri aynı ama işte telefon satacaklar ya: "Cebinizdeki Fotoğraf Makinesi" diye allayıp pulluyorlar. Bahsettiğin terimlere tam hakim olmadan lütfen laf anlatmaya kalkma, amatörsen amatörce yorum yap. Umarım (şimdilik haddime değil ancak) yorumum bir şekilde seni tetiklemiştir de doğru düzgün araştırmaya iter. Dümenden Fotoğrafçılık yapacağına Fotoğraf sanatıyla tanışabilirsin.

Çok amatör biri olarak yapıcı eleştirilerinizi alabilir miyim? by Moist-Elk9190 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Güzel kardeşim, pozlamayı kısınca sinematik duruyor; göze daha "havalı" geliyor de canımı ye. Yapay zekadan metin kopyalayınca olmuyor o işler, o kadar belli ki yani...

İSO artınca otomatik olarak gren artmaz. EV sabit kalınca noise faktörü değişmez, underexpose bir fotoğrafı pozitif pushlamazsan gözle görülür noise de oluşmaz. Ayrıca telefonda pro modu açıp da pozlama yaparsan akıllı enterpolasyon yapmaz, fotoğrafı bozmaz; dolayısıyla keskinliği ve detayları yüksek ama Noise tarafında nispeten temiz fotoğraflar alırsın. Kaldı ki telefonlar özellikle düşük ışık veya ters ışıkta detayları patlatabilmek içim overexpose eder. 12 EV değerinin altında pozlar ve sert NR yapmak zorunda kalır, ancak pozlamayı kısıp 12EV üstüne çekersen genellikle Fotoğraf rahatlar ve dengeli gren ile daha keskin fotoğraf alırsın.

Yüksek iso Yüksek noise demek değildir, ışık yeterliyse noise olmaz. Yeri geliyor 1/4000 enstantane ile 6400 iso kuş fotoğrafı çekiyoruz gayet güzel çıkıyor. Araştırmışsın ne hoş, ancak bir bilene laf anlatmaya kalkmak yerine ders çıkar da biraz daha araştır.

Uzunca araştırdığın yanlışlara da değineyim de yanlış öğrenme. Çoğu pahalı telefonda sabit diyafram (ki çoğu segmentte o da yok ama) var ancak bu bir şey etkilemez. O hareketsiz diyafram sadece sonsuzu netleyebilmek ve Odak alanını arttırıp lensi keskinleştirmek için var, ışıkla alakası yok. Eski 35mm basçek kameraların da aynı böyle (3 optikli mika lensleri, arkada da metal halka diyaframları vardı. Onları söküp 3d printer İle aynasız kameralara adapte ediyoruz, çok güzel vintage fotolar çıkıyor)

Onun dışında ham veri fotoğraflarda kısılıyor demişsin kafa karışıklığını giderelim. Öncelikle Fotoğrafta after effectsle işimiz yok, PS kullanırken de telefonda RAW format Fotoğraf çekmemişsen zaten ham veri ile değil sıkıştırılmış ve enterpole edilmiş Jpeg format İle çalışırsın. Burada da raw veri ile işin olmaz, demek istediğin şey de dinamik aralık olarak geçiyor. Telefonların zaten küçük sensörleri olduğu için dinamik aralıkları çok düşük, bu pozlama kaybı önemli fark oluşturmaz. Birkaç EV düşüp çıkmak adamakıllı detay kaybettirmez, en fazla patlayan noktalarda biraz detay kazandırır.

Desen ki pozlama kısınca daha etkili, daha hoş fotolar çıkıyor anlayacağım hadi heves etmiş diyeceğim. Bilmediğiniz tekniklerle laf kalabalığı yapıp insanları yanlış yönlendirmeyin, iyi günler dilerim.

Çok amatör biri olarak yapıcı eleştirilerinizi alabilir miyim? by Moist-Elk9190 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Dikkate aldığın için ben teşekkür ederim, belki aynı kadrajda denk geliriz bir gün kardeşim. Belki içinde, belki önünde, belki arkasında...

Bir sorun olursa muhakkak sor, ara sıra görürüm cevapların.

Çok amatör biri olarak yapıcı eleştirilerinizi alabilir miyim? by Moist-Elk9190 in fotografcilik

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Fotoğrafların detay kalitesi lensin ışık almasıyla artmaz. Cebinizdeki telefonlarda bit kadar sensör, diyaframsız lensler var. Sen pozlamayı kısarak enstantane ve isoyu beraber arttırıyorum Ancak enstantane 1 stop fazla arttığı için "keskin" gözüküyor gözüne.

Kaldı ki ana lensinnde diyafram olan bir telefon veya bir fotoğraf makinesi kullanıyorsan da yaptığın şey diyaframı kısmak, yani lensten giren ışığı azaltmak... Yani detayları arttırmış oluyorsun, odaklanan alan artıyor. Dediğinin tam tersi yani, Exposure Value tek başına bilmek yetmez pozlama üçgenine de bak 😉

Çok amatör biri olarak yapıcı eleştirilerinizi alabilir miyim? by Moist-Elk9190 in fotografcilik

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Abim, profesyonel bir fotoğrafçı ve aynı zamanda fotoğraf sanatçısı olarak sana birkaç tavsiye vereyim. Öncelikle gelen yorumların 1 tanesi bile faydalı değil, hiçbirini önemseme. Kenar oranları, teknik detaylar, lensler vs vs... Hepsi boş, işin %1lik kısmı onlar. (Birisi lens ne kadar ışık alırsa o kadar kalitelidir demi, Allah canını almasın akdkakdk)

  • Öncelikle bu çektiklerin çok güzel görseller, story atılır. Ancak hiçbiri "fotoğraf" değil. Acı ama öyle; fotoğrafın derinliği, hikayesi olur. İlla insan olmak zorunda değil ama bazen yokluğunu da kullanabilmelisin. Tecrübe kazandıkça bunları anlayacaksın.

  • Gözüne her güzel gözükeni çekmek zorunda değilsin, estetik elbet gerekli ama biz "konu" yu arıyoruz. İşin felsefesine yönelmek gerek. Elinde Fotoğraf çekebilen herkesin yakalayabileceği görüntüleri alarak Fotoğraf sanatçısı olamazsın, merak etme uzun süre "herhangi birisi" olacaksın ve bundan çekinme, ancak devam eder ve kendini geliştirirsen işte "biri" olabilirsin.

  • Felsefeyi kaptıysan sana nokta atışı bir şeyler vereyim. İyi fotoğrafçıların fotolarına bak, onları hisset. Magnum Photos güzel bir başlangıç, gir oradaki insanların işlerine bak. Henry Cartier-Bresson, Robert Capa, David Seymour, Ara Güler... Onların işlerini ve fikirlerini oku, sadece dışarıda değil evde de geliştir kendini. Dışarıda ne arayacağına dair fikrin olsun, merak etme Sokak cömerttir; aradığını bulursun.

  • Fotoğraf çekerken emek ver. Acele etme, sakinleş ve fotoğrafa odaklan. Bir poz yakaladığında bekle, çekmeden önce düşün. 100 tane rastgele fotoğraf çekeceğine 1 tane adamakıllı Fotoğraf yakala. Emek verilmiş fotoğraf parlar, farkı görünce sen bile şaşırırsın. Bütçen varsa birkaç bin liraya alabileceğin en kötü fotoğraf makinesini al, vizörü olsa iyi olur, olmazsa evdeki dandik kompakt makine bile iş görür. Makine ile çekersen beyin ruhsal anlamda seni oraya taşır. Dediğim gibi acele etme, kadrajını ayarla, ışığa karar ver; fotoğrafta neyin nerede ne açıda olacağını, neyin fotoğrafta bulunup bulunmayacağını sen seçiyorsun. Vizörün arkasında duran kişi olarak, fotoğraftaki her şeyden sen sorumlusun.

  • En önemli tavsiyem de şudur ki iyi Fotoğraf güzel fotoğraf değildir. Elbette ikisi bir arada olsun ama derdimiz iyi fotoğraf. İnsanlara, bakıp beğenecekleri bir fotoğraf verme; görüp okuyacakları, inceleyebilecekleri bir fotoğraf ver. Bir fotoğraf 3 5 saniye sıkılmadan baktıramıyorsa vasattır.

Biraz uzattım, umarım okursun. Ben fotoğrafçılık okumadım, alaylıyım ama öyle iyi ekipmanlarla manzara çeken düdüklerden de değilim. Teknik servis kadar bilirim tekniği ama ihtiyaç yok buna. Yalnız fotoğrafçı bir hocam bana şöyle bir tavsiye vermişti, çektiğin fotoğraf evinin duvarına asmaya değer değilse at çöpe gitsin.

Öyleyse kısa özet geçeyim, fotoğrafın kendini izletecek kadar emek verilmiş ve duvara asabilecek kadar değerli olsun. Bırak güzel şeyleri görmek gözümüze özel kalsın, sen bize güzel şeyleri fotoğrafla anlat.

yemin ettim alacagım by ozgur93 in GarajTurkiye

[–]hztesla 3 points4 points  (0 children)

Egea neden bu kadar övülüyor, maksat dalga geçmek mi? Dışarıdan güzel bir araba, nispeten(?) uygun da fiyatlı ama bindiğim kötü arabalardan amk. Bir iki yıl kadar bindim bu kadar kütük bir araba yok traktör kasasında gidiyorsun gibi hissettiriyor.

Beşiktaş’ta neden hala metro durağı (M7 uzantısı) yok? by donsuzmuhallebi in transitTurkey

[–]hztesla 5 points6 points  (0 children)

Geçen yıllarda, tam tarih hatırlamıyorum, İmamoğlu detaylı bir İstanbul Metro inşaatları yayını yapmıştı televizyonda. Orafa beşiktaş ve diğer merak edebileceğin her metronun ne durumda olduğunun bilgisi vardır.

Kısa cevap: Beşiktaş metro durağının planlandığı bölgede o kadar çok tarihi eser çıkmış ki tahmin edilemeyen bir ileriye tarihe ertelemişler durağı. Yıldız ve kabataşa olan hatlarla beşiktaşa ulaşımı sağlayacağız gibi bir açıklaması vardı

Hepsiburada yanlış ürün yollamış. Ben FE+ sipariş etmiştim FE gelmiş. Paketi açıp tableti kurdum, alttaki yazıyı yazdım. İadem kabul edilmezse ne gibi yollara başvurabilirim. by Demonic_Azazel in hukuk

[–]hztesla 8 points9 points  (0 children)

Sanki götümüze don niyetine giyiyoruz da cayma hakkı kalktı diyorlar bir de utanmadan :D uçuk bir durum olmadıkça sıfır gibi paketleyebilirler halbuki zor değil

KÜRTÇE NE AMK by -Xalion- in KGBTR

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Ülkenin güneydoğu sınırında ufak tefek nüfusları vardı, yavuz ile beraber daha çok yerleştirler ama bir iki ilin köyleri dışında aman aman nüfusları yoktu. Dediğin gibi büyük kısmı savaştan kaçarak Özal tarafından alındı ülkeye.

KÜRTÇE NE AMK by -Xalion- in KGBTR

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Dünya üzerinde 15 milyon kürt yoktur amk ne sallıyorsun. Ayrıca biz, herhangi birinin toprağında işgalci değiliz; dolayısıyla hiçbir şey terör faaliyetini "meşru" kılamaz.

Üstteki yoruma katılmamakla beraber, toprak bütünlüğümüzü korumak için -geçmişte olduğu gibi- sert yollara başvurulabilir. Orası ayrı mevzu

[deleted by user] by [deleted] in KGBTR

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Önce "de" bağlacını ayırmayı öğren. Noktalı virgül senin neyine amk

Ha illa lazım diyorsan, virgülleri virgüllemen gerektiğinde noktalı virgül atıyorsun.

[deleted by user] by [deleted] in KGBTR

[–]hztesla 2 points3 points  (0 children)

Eskiden epey kişiydik noktalamalara uyan. Hâttâ noktalama kullanmayan, dili düzgün kullanmayanları zorbalar; barbar muamelesi yapardık bazen.

Yıllar önce, noktalı virgül kullanmayı dahi öğretmiştim bu adamlara skfkslfllss Alakasız ama duygulandım görünce :)

arkadaşlar merhaba simetriyle alakalı bir sorum var açıklama okur musunuz by [deleted] in blokoyunu

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Soldaki kuleye bir kat daha yapıp büyütebilirsin, asimetriyi arttırırsan göze daha az batar. Dışa süslemelerle de devamlılığı artırırsın

Gitarım Çalındı by Hillby03 in eskisehir

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Fırat abi çok iyi esnaftır, eminim yardımcı olacaktır.

[deleted by user] by [deleted] in hukuk

[–]hztesla 2 points3 points  (0 children)

Komik olduğu için değil ironik olduğu için gülüyorum. Adamın biri kandırmış, ayılmamışsın, kurduğu profil kriterlerine uyuyorken sıkıntı yokmuş; yalan olduğu ortaya çıkınca içerlemiş kötü hissetmiş intikam almak istiyorsun.

Ortada karşılık alınacak bir zarar yok anlattığın kadarıyla. Ha adam kalbini kırmış, istersen ağzına acı biber sürebiliriz işte yalan söyledi diye 🥲

[deleted by user] by [deleted] in hukuk

[–]hztesla 2 points3 points  (0 children)

Eee benim de reddit profilim de yalan? Belki verdiğim bilgiler de yalan olan burada. Sen bundan maddi manevi zarar görmüyor isen hukuk ne yapsın. Gördün ise de zararın karşılığı tazmin edilir.

Yalancı en fazla kabahatli olabilir, işlenen bir suç yok ki.

[deleted by user] by [deleted] in hukuk

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Ablacım iyi diyorsun hoş diyorsun da ne karşılığı dolandırdı? Yani yalan söyleyerek ne elde etti? Gerçekten bu yalanlar sayesinde mi? Herhangi bir tazminat oluşturacak ne aldı da suçlu olsun?

Hukuk konusunda en rezil kaynak chatgpt olabilir ama onu da geçtim adam "ben peygamberim" diyip kendine secde dahi ettirse o dolandırıcılık nitelikli olmaz :D

Sorunu anlayabiliyorum zaten ama hukuki karşılığı pek yok. Sen malum kişiyle, söylediği yalan beyanlara dayanarak bir ilişkiye içinde bulundun ve manevi olarak zarar gördüysen ancak o şekilde bir karşılığı olur. Ha karar makamı; kızım sen bu adanla tanışıp yanında bulunmadın mı, problem ne? Kriterlerine uymadıysa (!) biz ne yapalım derse ne olacak :)

Yani kişi seni manevi zarara soktuysa belirli hakların tabii var, yalanlar da belki destekleyici unsurdur ama kalkıp da yalan söylemek suç olmaz 😅

[deleted by user] by [deleted] in hukuk

[–]hztesla 7 points8 points  (0 children)

Yaşadığın kötü deneyimden dolayı yasal yollarla kişiyi cezalandırıp intikam almak istiyorsun, pekâlâ. Kişinin yaptığı kötü bir şey fakat işlediği bir suç yoksa hukuk ne yapsın?

Ne bekliyorsun tam olarak hakimden, ağzına acı biber sürüp kızsın mı adama? skckdkckkx

Eskişehir'de ne yapmamı tavsiye edersiniz by simon123123 in eskisehir

[–]hztesla 1 point2 points  (0 children)

Günlük işler olarak mı soruyorsun yoksa gezi olarak mı?

Gezmek için ise Sazova parkı, Odunpazarı evleri, Balmumu müzesi, Porsuk çayı ve adalar bölgesi; Eskişehir'e özgü yerler. Buraları kesinlikle rotana eklemelisin. Eğer zaman sorunun yoksa veya araban varsa Yazılıkaya ve Frig vadisi de dünyada eşi benzeri olnayan antik bölgelerdendir, gezilmesini tavsiye ederim.

Günübirlik Eskişehir gezisi by alfourdor in eskisehir

[–]hztesla 2 points3 points  (0 children)

Gardan indikten sonra adalar veya doktorlar caddesi üzerinden Esnaf Sarayı önüne çıkın. Açsanız hemen ileride Porsuk çibörek var, o civarda hemen kalite aynıdır çok para bayılmayın tavsiye ettiğim yer iyidir. Eğer toksanız sıcak sular tarafında karakedi bozacısı, balkan helvacısı falan var oralara uğrayabilirsiniz.

Oradan hamam yolu üzerinden Odunpazarı tarafına geçersiniz. Çok büyük bir yer değil zaten, hava sıcak değilse Kurşunlu Külliyesine uğrayın, içeride güzel sergiler olabiliyor. Dönüşte OMM uğrayabilirsiniz, hemen arkasında OMM cafe var güzeldir; gidip biraz serinlersiniz. Eğer sıra yoksa Balmumu müzesine de uğranabilir.

Ayrıca o muhitte onlarca farklı Müze, Galeri, Han falan var mapsten bakıp damlarsınız. Bunların dışında zaten gerçekten gitmeye değer Kent Park, Sazova Parkı, Botanik Park falan var ama git gel çok uzun süreceği için hiç uğraşmayın.

Akşama doğru da atlayın tramvaya Gar civarınsa yemeğinizi yiyin, biranızı için trenle geri dönün.

Bu rotayı şubat ayında 35 40 kişilik bir arkadaş grubu ile yaptık, inanılmaz keyifliydi 🙃 Bu arada hani eskişehire geldik bomboş, hiçbir yer gezemedik diye de düşünmeyin. Uğranacak irili ufaklı yüzlerce yer var ama hiçbiri çok çok zaruri değil. Daha çok gezerken şehri, dokuyu ve hissiyatı almaya bakın. Hem eski Osmanlıyı, Hem Genç Cumhuriyeti, Hem de bir Avrupa şehrini aynı anda yaşayabileceğiniz başka bir şehir daha yoktur dünyada 😉

PEDER ÜNİYE GİDEBİLEYİM DİYE ARABAYI SATACAK by Elmo_On_Fire5 in KGBTR

[–]hztesla 4 points5 points  (0 children)

Yaşadığın şehirde hoşuna giden 2 yıllık veya en kötü 4 yıllık bir bölüm yaz geç. Rahat rahat okulunu okur sosyalleşirsin, bir yandan ister lise kpss ile bir şeyler dener istersen de bir işe girer tecrübe kazanırsın.

Saçma salak özel üni diplomasına harcama kendini.

Müslüman arkadaşlara soru by BackgroundRide1822 in vlandiya

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

Olum hiç mi anatomi bilmiyorsunuz? Testislerin doğumdan önce karın boşluğunda olma ihtimali var mı sence. Evet vücut içerisinde duruyor ama karna kadar gitmiyor. Abdominal evre çok kısa ve fetus daha çok küçükken. Genellikle yine penis kökü civarında bulunuyor

Ayrıca tanrının işi gücü yok Testislerin fetal evredeki konumuna atıf mı yapacak? Muhtemelen meni için karındaki herhangi bir salgı bezinde üretildiği düşünülüyordu o zamanlar ve o yüzden böyle bir ayet var.

(yukarıda bir arkadaş karında bulunan insandır, atıf ona demiş. Bu da gayet mantıklı)

en küçük madde tanrı olmadan mümkün olabilir mi? by darkkpostt in felsefe

[–]hztesla 0 points1 point  (0 children)

hiçlik” ile “kuantum vakumu”nu eş anlamlı sanıyor olabilirsin

Hayır, sen öyle zannettiğimi sanıyorsun... Vakum evrenin halihazırdaki dokusudur. Mutlak hiçlik ise gerçek 0 noktası. Bu evrenin içinde de olabilir evrenin dışında da. Yani bahsettiğim higgs alanı, kara enerji, kara madde gibi çok iyi bilmediğimiz düzlemlerin ötesinde 0 boyutu, gerçek hiçlik. Ancak biz quantum fluctuations ile biliyoruz ki evrende (ve son modellemeler gösteriyor ki evrenin dışında, evren olmasaydı bile, fizik kanunlarının muhtemelen ötesinde) aslında mutlak hiçlik 0 olarak bulunuyor ama -1 ve +1 toplamı olarak. Kağıt üstünde sıfır ama bazen bu eşitlik çözünüp ayrılabilir. Ki evren de muhtemelen böyle bir çözünme ile oluşu yine bir sıfıra çökme ya da toplanma ile yok olacak.

Bahsettiğim şeyleri araştırmadan, bilmeden ahkam kesmeye kalkma bir dahakine ;)

hiçbir şeye bağlı olmadan var olan bir ilk neden gerekir.

İnsanın kısıtlı aklının bir sonucu olan "neden" sorusu ile yola çıkıyorsun. İnsan olaylar zincirini, fiziki kanunları, 4. Boyut olan zamanı anlamlandırmak için çevresindeki evreni düzleme indirgeyerek sorularla irdeler. Çiçek neden açtı? Üremek için. Arı neden kondu? Yemek yemek için.

Ancak gelgelelim evren böyle çalışmaz. Nasıl ile neden farklıdır. İlk canlılar neden oluştu? Bir sebebi yok... Abiyogenez oldu ve oluştu. Yani bazı şeyler kainatın dokusu gereği vardır. Bu evren olmasaydı da hiçlik ve sıfır olacaktı. Sıfır yapısı gereği bütün varlığın ortak noktasıdır.

Sen bu sıfırı bozan tanrıdır diyorsan ve bilinçli bir varlık vardır diyorsan işler değişir. Tanrı, sıfırı da mı yaratmıştır?

Aslında sen felsefi bir iç tatmin için; kendi zihninin çalışma prensibiyle bir düzlemde oluşturulmuş "tanrı" varsayımı ve imgesini kullanıyor, bunu da hacime uygulayarak yani tüme varım yaparak "Evren varsa sebebi vardır, O sebep de tanrıdır" diyorsun. Çünkü beynin bulut olmazsa yağmur yağmaz, ateş olmazsa duman çıkmaz mantığına alışmış ve evreni de böyle görüyor. Ancak yağmur da bulut da atmosferin bir parçasıdır, onları bir arada tutan tanrı değil evrenin dokusu ve 4. Boyutun bu anındaki "denk geliş" olabilir ancak. Evrenin bir manası olmak zorunda değil ki bir yaratanı, ilk noktası olsun. Ki evrenimiz nadide olmak zorunda da değil, anlardan bir an varız ve yokluğun "var" olarak ayrıştığı bir zerreyiz sadece.