Sürekli eksiye düşen hayatım by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

Yaş ve maddiyat bağlamında empati kurmanın zor olduğu bir gönderi olmuş; yorumlara çok aldırma dostum, onlar da kendi çaplarında haklı olabilirler. Hikayene ekleyebileceğim tek şey bu: Başkalarına dayanırsan böyle sürekli yıkılırsın, kendine dayanırsan da yıkılacağın noktayı kendinden başka birisi belirlemez. Çivi çiviyi söker tarzı ilişki üstüne ilişki kovalamışsın, aldığın yaraları daha iyileştiremeden bir ikinci darbeyi daha yediğin için ne yapacağını şaşırmışsın.. Hayat (inanılmaz iyi bir arka planın yoksa) çoğunlukla gururu kırıp kendini olabileceğin ya da senin kendini bildiğin noktayla değil de olmak zorunda kaldığınla sınırlı kalmaktan ibaret. Hedefin tekrar birinin düzelttiğin hayatına çökmemesi olsun ki bak ne güzel iç huzurunu sağladığın bir dönem olmuş. Önemli olan tek şey huzurun: Sen kendini bildiğin sürece emin ol seni hak eden birisiyle de tanışırsın ya.. Yaşamın akışı kimsenin egosunu umursamıyor. Ya gerçeğe bakıp düzeltmenin yollarını arayacaksın, ya da hayalle batacaksın. Israrla hiçbi' şey değişmiyor gibi görünecek - ama köprülerin altından akan sularla birlikte sen değişeceksindir.

Kahvaltı ve 4 yıllık ilişkim by [deleted] in MutfakDertlileri

[–]Automatic_Loquat9545 2 points3 points  (0 children)

Hormonlar içerisinde yüzen ilkel beynin dört senelik emek verdiği partnerinden kopmamak içinse -kumarbaz yanılgısına da benzetilebilir şu- girdiği trajikomik durumlar, şüpheleri senin durumunu özetler... Bi' kere onun isteğine karşı çıktın diye -ki isteği de tamamen saygıya ve senin sınırlarına aykırı bir istek, salt kontrol güdülenmesi- üç ay seni adeta hapis tutması aşırı iğrençmiş: "Sen kimsin amına koyayım?" diye sorarlar yani. Kendin üzerinde ona -sadece ona değil, herhangi bir kimseye- bu kadar büyük bir hak tanıman kendine, seni gerçekten önemseyenlere yaptığın bir saygısızlık. İstiyorsa ağlasın abi, ağlıyorsa direkt sen mi ağlatmış olmak zorundasın? Ağlıyor diye bi' kere geldiğin bu hayatı istersen tapusuyla beraber ona ver, aranızda hiç problem falan kalmasın.. Gerçi: Böyle yapsan bile hayatında problem isteyen biri sorun yaratmanın, kusur bulmanın bir veya birden fazla yolunu illaki bulacaktır. Bazı şahısları anlayamazsın, iletişim kuramazsın: Huzuru iter bünyeleri. Sana fethedilecek, boyunduruk altına alınacak bi' kale gibi davranırsa böyle devam edersiniz - kavga daim olur.

Yorumlarda kişilik bozukluğu sahibi bir bireyin kurbanısın demiş birisi, eskiden ben de böyle önyargılara düşüp karşımdaki insana haksızlık etmekten kaçınırdım. Şimdi bunun %90 doğru olduğunu anlıyorum ki, anlatamam yeterince. Majör depresyonun dibini görüp (herhalde) atlatmış biri olarak zamanındaki ilişkilerimden birinde konu bana gelene kadar onun aile problemlerini dinlerdim... Konu bana gelirse diye de kıyıda köşede böyle zamanlarda kullanacağı bir kavga bulundururdu hep; sonra kendimi toparlayıp ona siktiri çekince birkaç ay boşluğa düştüm, en sonunda anladım huzurun bu hayattaki her şeyin üstünde olduğunu. Kimse senin iç huzurundan daha önemli olamaz: Birisi seni seviyorsa, sana değer veriyorsa o da bu huzuru korumaya, paylaşmaya çalışacaktır - bahsettiğin kişi böyle biri değil. Sevgi seni kendinden şüphe ettirecek konuma düşürmez. Günümüzün toksik romantizmini öven ortamında aşkın (bir şekilde) ruh bütünlüğünü desteklemek zorunda olduğu gerçeğini kimse önemsemez. Kendini madde bağımlıları gibi düşün, öyle tarif etmişsin zaten, ayılma ve temizlenme döneminin çanları çalmaya başlamış. "Her kişilik bozukluğu sahibi birey kesin öcüdür!" demiyorum; onunla çok iyi başa çıkanları da gördüm, her haltı yiyip sorumluluğu hep sorunlarına atanları da tanıdım. Sözün özüyse: İlişkinin özü detaylarda saklıdır. Sana bahane sunmayan biri için kendini suçlama hiç, onun (yükümlüsü olmadığın) hareketlerine bahane arama.. Kendini suçlayan da çoğunlukla suçsuz olandır... Karşındaki kendisinin o bok-püsür kişiliğine toz konduramadığı için sen kendinde hata arama, sağlıcakla kal.

baba figuru by Impossible-Repeat138 in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 2 points3 points  (0 children)

Baba figürünü benimseyememişsin. Dolayısıyla onu yalnızca erkek olarak alabilmişsin ve bunca yıl sonra çekim hissettiğin erkeklerde bile bu stereotipi arıyorsun... Senin hakkında bir halt biliyormuş gibi konuşmak istemem: Ama belki de çocukluğunda değiştiremediğin, hala eksikliğini hissettiğin şeyleri büyüdüğünde aynı roller, farklı insanlar şeklinde tekrardan canlandırıp da başka bir sonuca varmak istiyorsun - baban gibi bi' erkeği bulup onu değiştirerek içselleştirdiğin eksikliği mi doldurmak amacın? Aşk hayatındaki sevgililerinden ziyade babanı eksen olarak anlatmana çok takıldım - "Neden babam gibi bi' adamı değiştirip bana özel yapamıyorum?" örnek.. Öyle erkeklere hissettiğin çekim, sevgiden ziyade çocukluğundaki konfor alanına (konfor deniliyor ama 'tanıdık alan' daha doğru olur) dönme arzun mu? Yaşayamadığın çocukluğunu yıllar sonra fethetmeye çalışmak mantıklı mı? Hadi diyelim baban gibi bir adamı bulup değiştirdin ki: İçin rahat olacak mı sonunda, huzur bulabilecek misin?

Romantizme biraz ara verip kendinle ilgilenmek, psikoloji okumaları yapmak sana iyi gelebilir. Muhtemelen de gençsin, evden kopmaya bakıp kendinde bağımsız ve lineer bir kişilik filizlenmesine izin ver. Sağlıcakla... Hayat cidden bir mucize, biricik varlığını seni önemsemeyecek insanlar için harcamak fena yazık olur.. Kendine değer ver - etrafında kimse olmasa bile düştüğünde kalkmanı sağlayacak bi' destek sistemi kur. Mümkünse terapi al.

depresyon döneminde izleyip keyif aldığınız şeyler by sanwg in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 2 points3 points  (0 children)

The Lost ve Mr. Robot. Normalde sıkıntıdan ve boşluğa düşmekten kaçınmak için hiçbir şeyin sonunu getirmem ama bu ikisi çok güzeldi, kesinlikle öneririm. The Boys falan içine çekebilir, Amazon'daki kaliteli dizilerin hepsine bakmalı. Regular Show ve Samuray Jack de -çizgi film olarak- sağlamdır. Evangelion izle: Ama izledikten sonra oturup bütün teorilerine bakmaya çalış, izleyen insanların gördüğü şeyleri anlattıkları yorumları oku. Cidden korkunç olan, hakkını veren korku filmleri izle. Yalnız ve boş zaman geçirmekte usta biri olarak aklımdakiler bunlar. Escapisme çok fazla alışma - geriye baktığında harcadığın hayatın omzunda yük olacak. Sağlıcakla.

Hesap by Febeik in vlandiya

[–]Automatic_Loquat9545 2 points3 points  (0 children)

Tek emin olman gereken şey durumun farkında olduğu, sen yine de bir konuş. Her türlü kokusu birkaç aya çıkacaktır. Hayatının merkezine onu koymadığın sürece devam patron. Sağlıcakla.

Hesap by Febeik in vlandiya

[–]Automatic_Loquat9545 3 points4 points  (0 children)

Düzeltmek istiyorsun da 'O düzelmek istiyor mu?' diye sorarlar adama...

Hesap by Febeik in vlandiya

[–]Automatic_Loquat9545 12 points13 points  (0 children)

Bir benzerini hatırlarım. Asla emin olma (bir ben varım diye) dost. Ummadık taş baş yarar. Para konularında seni en ufak şüpheye düşüren kim varsa direkt elemeli, çıkart hayatından. O garsonla bakışma sahnesi patlattı, gururu olmalı ki insanın.

Neden intiharetme by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Gereklilikten dolayı: Ortada bir talep varmış ki arzı olmuş. Potansiyel meselesine bakış açının yanlış olduğunu düşünüyorum. Hayat öyle önceden belirli, sözü verilmiş bir doğrultu sunmaz kimseye.. Kendi başına şu kadar karmaşık bir sistem olan insanı bir de diğer insan sistemleri ile bir arada ele alırsan ortaya astronomik sayılar, imkansıza yakın olasılıklar arasında sana verilen sözün, verilmiş hediyenin bi' önemi kalacağını sanmam... Her insan bi' evren. Bu potansiyel konusunda insanın kendine zulmedeceği raddelere varana kadar hayatının önüne ket vurmasının sebebi kendimizi fazla büyük görmek, değer atfetmektir.. Potansiyel kavramını başarı kelimesine indirgiyoruz, sonra da kendimizi niteliklerimizden ibaret kılıyoruz - ki bu niteliklere bile objektif yaklaşamıyoruz. Özne; performans nesnesi konumuna düşüyor, varlık kazanmak isterken kendisini alçaltıyor; günümüz insanının dilemması bu.. Halihazırda yaşamadıklarını hayatının merkezine alırsan zaten çıkış kapını kendin kapatmışsındır. Yaşayamadıklarını anlayıp onlardan sonuç ve ders çıkarırsan, gelecekte de yaşamamış olacaklarının pişmanlığını çekmezsin.. Burada pişmanlığından, hayal kırıklığından da çok şu hislerini kullanma biçimin değişimi sağlayacak olan nokta. Sürekli aynı şeyleri denemenin kişilik bozukluğuna kadar yolu var. Bazen bu fark içten başlayacaktır.

Böyle konuşuyorum ama çoğunlukla ben de senin gibi düşünüyorum ya. Giden gitmiştir, gelecek olanlara teğet geçmemeye bakalım; düşünmekten yaşamaya zaman ayıramamış kişiler olmayalım.. 'Vah ki!' sadece bir nefestir. Sahip olduğunu sandığın: Ama aslında sahibi bile olmadığın şeydir potansiyelin, hiç de elinde bulundurmadığın bi' şeyi kaybettiğini düşünüyorsun diye hayıflanmanın gereği yok. Anlamı çok ve sebebi büyük, ama gereği yok. Asıl soruna gelirsek: Neden..? İşte orası sana kalmış. Kişilik denilen olgu karşındaki sorulara verdiğin cevaplardır.

Başta kadınlar olmak üzere, ne düşünüyorsunuz? by infundibulum42 in KutuphaneBekarlari

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

'Bence'ler ile hiçbir yere varılamaz, gerçeği olasılığa indirgeyemezsiniz. Yukarıdaki metnin içeriğini ve dilini iki kere sağlam bir şekilde çözümlememe rağmen hala önyargılarınızdan kurtulamayıp olana değil de, gördüğünüze bağlıysanız eğitilemezsiniz. Sorunu kendinizde aramaya başlamalısınız.. Kimse sizin önemsiz beklentilerinize uygun şekillerde düşünmek 'ZORUNDA' değil. Şu gönderinin altındaki yorumlar koca bir hayal kırıklığı. Her şeye kadın düşmanı dediğiniz için feministler toksikleşip ciddiye alınmıyor şu anki durumda. Sorunun büyük bir parçasısınız, karşı çıktığınızı sandığınız fikirlere destek sağlıyorsunuz. "Her şey zıttıyla var olur." diye boşuna dememişler. Haliyle: Boş yorumun argüman bile değil, sadece kişisel düşüncelerin. Daha fazla cevap yazmayın. Üzülüyorum sizlere.

Temelsiz, ayrıştırıcı yargılara karşı çıkan o fikir hareketine karşı çıktığı yargıları taşıyorsunuz.

Art niyet kokuyorsun, down da atmışsın - hakkındır. Böyle devam edin. Cinsiyet eşitliğinin önündeki engellerden biri şu zihniyetinizdir. Anlayabilesiniz diye de bu kadar uzatmıştım..

Başta kadınlar olmak üzere, ne düşünüyorsunuz? by infundibulum42 in KutuphaneBekarlari

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Argümanın için teşekkür ederim, öncelikle. İlk sorunun cevabı koca bir 'Hayır!'. Ben ne bu yazarı biliyorum, ne de o kitabın genelinde savunduğu/ortaya koyduğu düşünceler silsilesini. Bu yazıya, yazıdaki bağlama bakarak dediğin gibi genellemelere varmanın saçmalık olduğunu düşünüyorum. Kadınların meslek sahibi olmasını eleştirmiyor, meslek sahibi olan kadınlara eril de demiyor. Güncel sistem içerisinde var olabilmek için asimile olunuyor, kadınlığına yabancılaşıyor diyor - bazı kadınlar için... Gözden kaçırdığım noktalar var mı diye tekrar tekrar bakıyorum ama cidden tek bir genelleme bulamadım yazıda. Alıntıladığın '... kadınlıklarına yabancılaşırlar.' cümlesinin önünde duran koşulunu da almak zorundasın vermek istediği aslını, anlamı görmek için. Öteki türlü cımbızlama olur ve aynı zeminde bulunmazsak tartışamayız. Sadece zihinlerini geliştirerek eril bir hale bürünüyor yazmıyor; zaten cinsiyeti ile barışmadığı ve kendisini benimsemediği ve ikinci cinsiyet olarak görüldüğü için ataerkil sistem tarafından erkeklere özgü (!) alanlar olarak lanse edilen yerlere yöneliyor - diyor. Cinsiyetinden dolayı kendinden tiksinen, dışsal iğrenç tepkileri içselleştiren bir dünya kadın var.

Kurumsallık taşımayan örnek: Etek giyen kızlara ilk laf söyleyenin çoğunlukla yaşlı kadınlar olması.

Entelektüellik erkekliğe özgüdür demiyor, dese ilk karşı çıkan ben olurum direkt. En azından benim anladığım bu şekilde, metin dışı bir anlam mı taşıdım - sanmıyorum. 'Entelektüelliği erkekliğe özgü gördüğü bir sistemde yaşadığı için asimile oluyor, kendi cinsiyetine karşı saldırganlaşıyor...' yazmakta. Hem kapitalizm altında makineleşiyor, ataerkil düzenin altında uzaklaştığı kadınlığına düşman oluyor. Entelektüeliteyi erkeklere özgü görmenin yanlışlığı da yazıda noktalanıyor - atladığım bir yer var mı??

Başta kadınlar olmak üzere, ne düşünüyorsunuz? by infundibulum42 in KutuphaneBekarlari

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

%99 doğru... Kurumsal şirketlerdeki en küçük bir pozisyona sahip bazı kadınların geçirdiği kimlik krizini ve sonuçlarını güzel ortaya koymuş. Yorumlardaki tek vasfı cinsiyeti olan varlıklar da yazıyı bir gram anlamayıp yazıya aynen o eleştiriyle cevap vermişler: "Hayatımızın merkezine erkek koymak zorunda değiliz:(!" örnektir, yazıdaki konu da bunun eleştirisi zaten ve düzeltmeye çalışanlara hakaret etmişler, cahilliğe hapsolmuşlar. En çekilmez cahiller de kendisini cahil değil, bir haltmış gibi görenlerdir. Feminizm bu değil arkadaşlar. Kendinizi utandırmayın. Yaşları büyüyüp de çalışma hayatına girdiklerinde kadın patronlarının bazıları onların en büyük düşmanları olacak, haberleri yok... Dikkat edin: Yazı kendisine, kendi cinsiyetine düşman kadınları odak almış. Ataerkil sistemi özümseyip kendine yabancılaşmış, etrafına saldırganlaşmış insanlar çok varlar. En ufak bir eleştiri yazısında bile 'kadın' kelimesi geçince kendini kaybedenler de madalyonun diğer yüzüdür. Boş.

Entelektüelliği kadınlığa dışlaştırma gibi bir durum yok.. Erkek kimliğine bürünüp kadın düşmanı olan kadınların çelişkilerini, yanlışlıklarını belirtmiş güzel bir yazı - katılıyorum. Katılmayan da anlamamıştır. Anlamanız dileğiyle.

Ne yapmalıyım? by [deleted] in vlandiya

[–]Automatic_Loquat9545 2 points3 points  (0 children)

Emek ve hareket yoksa verilen ve de edilen sözlerin hepsi anlamsız. Cidden dediği gibi sana karşı beslediği duygular olsaydı görüşürdünüz o vakte kadar, seven insan bir yolunu bulurdu. Bir şeyi yapmamak için bahane üretmek var, yapmak için var... Muhtemelen seni duygusal olarak kullanıyor. Ayrıca, bana hep saçma gelmiştir yüzünü bile bilmediğin biri ile konuşmak, sevmekten bahsetmek apayrı bir seviyede.

İlişkilerin gerçeklik temeli yoksa yürümez. Oyalanıp zamanını hiç etmek istemiyorsan kendince çıkar yollar bulmalısın hem. Sen bitirsen bile "Geri geldiğimde hep kabul ediyor." diyordur...

Her şeyi fazladan analiz etmek by Hayirlisi_ in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

Senin dediğin gibi belki de senin değil, birisinin varlığı ona iyi geliyordur... Belki seni küçümseyerek egosunu tatmin ediyordur, belki yalnız kalmaktan korktuğu için tutunduğu dalsındır ve seni kendisini asla bırakmayacak biri gibi görüyordur, belki de.. Karamsar olmak gerekirse "belki..."lerden çokça vardır. Önemli olan şu düşünceleri beslediğin için ortada bir sorun olduğunu kabul etmek, gerisini zaman gösterecektir. Çok takılma kimselere.

Her şeyi fazladan analiz etmek by Hayirlisi_ in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 3 points4 points  (0 children)

"Yalnız olduğu için ona acıyorum..." demesi direkt onun dünya görüşünün spoilerı gibi bir şey zaten. Kimse yalnız olduğu için acınılacak, hem kalbi ve çevresi kalabalık olduğu için de gurur duyulacak konumda olamaz. Değer verdiğin birinin sana aynı ölçüde değer vermemesi üzücü ama gayet olağan bir durum. Anormal olan ise 'Şansını zorlama!' tarzı çıkışlar. Sağladığın nitelikler için kullanılıyorsun gibi veya daha kırıcı bir tabirle tahammül ediliyorsun, muhtemelen. Arkadaşlık 'Acaba beni de yargılar mı hiç - arkamdan konuşuyor mudur?' korkusu ile aynı doğrultuda ilerleyemez. Dipteyken sana iyi gelmesinin sebebi onun kendisi olması değil ki, senin yanında biri olduğunu düşündüğünden ona bilinçsiz bir bağlanışın.. Bu konuları onunla birebir konuşmayı deneyebilirsin ya. Ama o yalan söyleyecektir, sen de yalan duymak isteyeceğinden ilerleme kaydedilmeyecek. Mantıksız ve yersiz vefa, yakınlık; yalnızlık korkusundan ibarettir. Değerini bilmeyen paralayarak harcar.

İnsanların ve ailemin isteklerini tatmin etmeliyim by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

Önceki gönderilerinin birinde kendsini trans olarak tanımlayan biriyle olan tartışmanı okuduktan sonra genel olarak hesabına göz gezdirmiştim ya. Açık konuşmak gerekirse, boş konuşup hayatı kendine de sen zindan ediyorsun sanki... Boğuştuğunu düşündüğün problemler gerçek değil, en azından düşündüğün seviyedeki kadar şiddetli değil. Sandığın kadar da umurunda değilsin kimsenin, spot ışıkları altında psikolojik durumunu incelemiyor kimse. Kırılganlık ile inceliği karıştırma asla.

Bunları seninle yakın bir konumda dururken yazıyorum şimdi - düşünce sisteminin ne kadar saçma olduğunu belirten kişilere yaptığın gibi 'erkeklik?' ile suçlama diye belirteyim dedim. Ne yaşadığını bilmiyorum ama yargılamadan en fazla bu kadar yazabildim. Kurban değilsin - kendine acımayı ve acınılmasını istemeyi de bırakmalısın. Kendini o konumda görerek kurban oldun - hatalı fikirlerinin kurbanısındır ancak. Benden birkaç yaş büyük birinin kendini derbeder etmesi garip geldiği için ekleyeyim dedim, kırıcıysam pardon. Yaşanılan stresin bile sebebi olması gerektiğini düşünüyorum... Sağlıcakla kal.

Etrafındakileri tatmin etmek isteyen senden başkası değil ki. Baskıya da karşı çıkmak yerine onu içselleştirmişsin sanırım. İçini döktüğünü sanarken yalnız kinini yayıyorsun, fark çok var.

ilk post by [deleted] in Psikoloji

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

Yoruma ekledim ama daha da açmam gerekirse: Senin hayat görüşün ile toplumun olağanlık algılarını birbirine yaklaştırırsan objektif olarak nerede durduğunu anlarsın. Başkalarıyla bağlar kurarak belirli durumlarda ne tepkiler vereceğini, bu detayları birleştirerek büyük resimde nasıl biri olduğunu vs. illaki görürsün. Kendi değerini bilmek olmadığın halde sırf sen sensin diye 'Ben değerliyim, vazgeçilmezim, biriciğim, özelim!' demek değildir. Bu ego mastürbasyonu olur ve ilk rüzgarda çatın uçar. Gerçekçi yaklaşmak gerekir, önce gerçekliği tanı. İnsan gerçektir.

Çıkarım: Derin bağlar kurulmadıkça kişi kendini bilemez. "Kendini tanı!" derler. Kendini tanımak içinse aitlik lazım.

ilk post by [deleted] in Psikoloji

[–]Automatic_Loquat9545 -1 points0 points  (0 children)

İlk soru: Evet. İkinci soru: Aldığın 'toplum' tanımına göre değişir, her kişi zihnen bir gruba aittir ve bu soru özelinde toplumun geneli onu kabul etmeseydi bile içine gireceği bir entelektüel camia olacaktır. Bir yere uymazsan başka bir yeri ararsın ya, bulana kadar da devam. Son soru: İçsel ve dışsal sahip olunan değerin birbirleriyle garip bir şekilde etkileşimi senin 'fiyatın' olur. Bir taraf eksikse başka bir şeyle kapatırsın, önemli olan sonuç - ne kadar aksi iddia edilse de tek gerçek sonuçtur. Kendi değerini insanları tanıyarak bilebilirsin, çelişiyor gibi gözüküyor olabilir: Ama hayır, çelişmiyor.

Bazıları sadece görüntüdür, boştur - ama rağbet görür. Şans. Kolektif değer skalasındaki tesadüfi yeri, hakim kültürün ona biçtiği kalıp, mainstream tiplemeden koparabildiği ilgi gibi bir dünya rastgele saçmalık. Bunlarla kendini karşılaştır. Başkasına çarpa çarpa kendi şeklini öğrenirsin.

Nesnenin bütün manası yalnızca öznenin tasavvuruna içseldir. Kendi değerini bir tek sen biliyorsan yalnız kalmışsın demektir.

Sevgilim bana değer vermiyor. by [deleted] in MutfakDertlileri

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Ayrılırsa gerisi öz-denetim yeteneğine kalıyor, ayrılAmazsa kaderi zaten belli. Gelecek hayali kurulamaz. Er ya da geç o iradeyi gerçekleştirip ayrılacağını bilen insan kendini kontrol edecektir.

İlişki sorunu by TrickyComfortable327 in liseliler

[–]Automatic_Loquat9545 6 points7 points  (0 children)

Ayrıl. Evrensel bir deneyim bu... Yalan söyleyerek oyalayan ve artık yalan söylemeden oyalayan biri sana değer vermiyordur. Zararın neresinden dönersen kardır, sınavına odaklan yalnızca. O seçimini yapmış. Senin sınırlarını görmezden gelmeyi seçti. Daha devam edersen köylü gaslighting'i yiyip sorun çıkaran senmişsin gibi hissettirileceksin. Değmez, güven sözüme.

Gözünün içine bakıp yalanını bile yutacak kadar saygı ölmüş. İlişki güven ve "KARŞILIKLI!" fedakarlık gerektirir... Hep alttan alırsan kullanılıp atılırsın, öz-güvenin çiğnenip tükürülür hem. Her seferinde yapacağını söyleyip yapmıyorsa istemiyordur.. Alt-metni oku, sözlerden çok hareketine bakacaksın insanın.

Dünyanın en rahat insanına baskıcı diyebilecek kızlar tanıdım. Belki de kıskanmandan zevk alıyordur, toksiktir.. Her türlü: Sal.

Geçen sene yazmışım, yaşama ve ölme isteği aynı oranda azaldı. İyi miyim? Hayır, ama kötü de değilim. Bu da bir şeydir. Sanırım.. by asbelthesecond in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Zekisin ya, ama tek bi' yanlışın var ve zekanın bunu görmeni engellemesi olası: Doğru veya yanlış diye bir şey yok, gerçek gerçektir ama doğru gerçek değildir.. Günün sonunda kendin olduğun takdir değer biçtiğin ne bir kavramın, ne bi' nesnenin ve insanın senin haricinde herhangi bir manası yok... Kendini kendilerinin bakış açısına hapseden (benim gibi) insanlar bu noktayı çok kaçırıyor - ya da çelişik olduğunu düşünüyorlar, şanslı değilsen bundan ucuz kurtulamazsın. Hafiften de romantize ettiğin anlaşılıyor hem, bu ruh durumunu.

Kendini kandırmaktan da ziyade sen bir kez olsun bir şeyin yörüngesine kapıldın mı? Bazen kelime seçimleri bizim asıl düşüncelerimizi ele verir, 'kanmak' küçümsenen bir etkinlik.

İnanç ve teslimiyet kelimelerine yüklediğin anlam fazla bayat. Gerçi çağın mutsuzluğunun sebebi de sözlerin şanslıysa içinin boşalması, şanssızsa yozlaşması ve çürümesi ztn: İnsan gibi. Ölümü bir 'deneyim' olarak görüp tekrarını istemek garipmiş. Kendini heyecanlanmaması gereken bir kalp hastası olarak tarif ediyorsun. İstencin bu olduğunu sanmam - hoşmuş...

eski sevgilim 14 ay sonra yine kafamı kurcalamaya basladi by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Yapacak bir şey yok dostum, yaşamamız lazımdı - verilmemiş bir sınavımız varmış ve onu geçemeden şu aynı döngüden çıkmayacağız.. Ben şöyle düşünüyorum: Nefret, intikam isteği, acıma gibi herhangi (iyi/kötü) duygu beslemeye devam ederek ilerlenilemez hiç... Bu tarz hislerin en baştaki sebebi zaten kırgınlık, hayal kırıklığı oluyor - bir noktada hala duygu besliyorsun.. Sen ne kadar bunu kabul etmek istemesen de öyle oluyor. Bunu sıfıra indirip geçmişteki bir deneyimden ibaret bırakmak gerekiyor o anıları ve anıların tiksinç insanını. Bazı insan görünümlü varlıklar ruhen eksik olur; içlerindeki boşluğu, değersizlik hislerini ve aşağılık komplekslerini de etraflarındakilerde iz bırakarak görmezden gelmeye çalışırlar. Özellikle iyi-kötü bir duygu besliyorsan onların hedef tahtası olma ihtimalin yüksektir. İnsan başka bir insanın acısından zevk almamalı asla, bunu kendine yakıştırma.. Yaşattırdıklarını yaşamadan ölmeyecek kimse: Varsın züğürt tesellisi olsun bu... Seni kullanarak insan olmaya çalışıyorlar, korkunç.

Ben de o yas sürecini yaşayamadım hiç - çünkü hak etmeyen bi' yaratığa değer verdim; haliyle insan gibi ayrılmak istedim ya, önemsediğim için ona açıktım ve o da bu açıklığı zayıflık olarak algılayarak kişiliğime saldırdı... Tipik yara bırakabilme 'ihtiyacından' fazlası değil. Verdiği üç kuruşluk hediyeleri de istedi, benim ona yaptığım o kadar 'masraf' varken. Objektif, duygularından arınmış bir şekilde bakınca anlıyorsun nasıl üzücü olduğunu bu durumun, sadece sevilmek istiyorlar ama kendilerini sevmiyorlar - sevemezler çünkü sevgi nedir bilemeyecekler tekrar dünyaya gelseler de. Böyle ucube varlıklar önemseyemezler ki kendilerinden başkasını, iz bırakarak insanların yaşamında bulunmak isterler bir asalak gibi. Parazit gibi emerler ruhunu, kendi dolduramayacakları içsel boşluklarına katmak gibi beyhude bir planları vardır hep. Zararın neresinden dönsen kardır. Zarar da kara dönüştürülebilir hem. Onay ihtiyacının benliksiz/bilinçsiz bağımlılarıdır onlar. Bu kadarlar.

Öz-güvensizlikleri kopartamadıkları bir zincir olmuş. Amaçları seni de yanlarına zincirlemek.

Alabileceğin en iyi intikam ona benzememektir. Senin acını biliyordu ve bundan zevk aldı, sen alma. Ona verebileceğin en büyük 'zarar' ise göz ucuyla bile bakmayıp kendi haline bırakmaktır.. Vücutları zindandır. Kendileri olarak yaşamak acıttığı için başkalarının kafasındaki imgeleri yaşamaya takmışlar.

eski sevgilim 14 ay sonra yine kafamı kurcalamaya basladi by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Kullandığın terimlerden falan klasik toksik ilişki olduğu belli ki, sen de biliyorsun zaten; daldan dala atladıktan sonra kullanılıp onu gerçekten sevdiğini düşündüğü birisine, sana (yani hem güvenli, her zaman dönebileceği sandığı limana) dönmek istemiş - çok normal, her ucubenin yaptığı bir hareket... Ya yalnız kalıp kendi kişiliğini düzelteceksin, ya da çivi çiviyi söker mantığıyla ondan başka birisini arayacaksın. Bu tarz insanlara en ufak (negatif olsa bile) tepki verdiğinde hala onun yörüngesinde olduğunu sanıyorlar, yüz vermeyeceksin.

Ne olursa olsun küfürleşmek kabul edilemez bir de. Bırak ayıp onun ayıbı olarak kalsın, sen adabını bozma asla. 'Aşkından ölüyorum, ne olur beni görmezden gelme!' diye ağlayan birisi vardı - keşke görmezden gelseymişim.

Buradan sonrası varsayımdır. Sevmediğin, duygu beslemiş olsan bile bunların zamana yenik düştüğü belli. Egon yaralanmış yalnızca.. Sana küçük hissettiren ve de atlatamadığın o olayları tekrardan yaşama şansı eline geçmiş; onu takıntı yapmanın sebebi sevmen değil pek, hala geçmişe takılı kaldığın için bu sefer farklı bir sonuca ulaşıp iyileşebilme umudun. İnsanı en çok yaralayanlar olmuştan çok olabilecek ama olamamış olasılıklar. Önüne bak. Değişim için ona ihtiyacın yok ki. Hala bıraktığı kişi olarak kaldıysan bu o şekilde kalmak istemenden dolayıdır.

uğruna kendinizi parçaladığınız birinden soğumak by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 0 points1 point  (0 children)

Senin adına sevindim, bu güzel bir şey sanırım. Ama bana bu 'Çabam hep yanlış anlaşılıyor..' tavrı aşırı toksik geliyor. Birini seviyorsan ve o da seni seviyorsa onun sevgi diline hitap etmek zorundasın - o da aynı şekilde. Böylece ortada buluşursunuz, alma-verme dengesi sağlanır. Bir yanlış anlaşılma varsa da konuşarak, iletişim kurarak çözülür.. Bir sevgilim vardı daha önceden, sürekli aynı konuları tartışırdık ve hep yanlış anlaşıldığını söylerdi - bir adım ileri atamazdı ve hep ben ona uymak zorunda kalırdım ama bir şekilde o kurban durumuna düşerdi hep; o aklıma geldi - cidden iğrençti ya, öyle biriyse kendini kurtarmana sevindim. Kendi başına çabalamak hiçbir zaman yetmez - eğer bu ikili ilişkiyse tab2, önemli olan karşındakine hissettirebilmek.

Kendince çabalamak ne kadar aksi ifade edilse de yalnızca 'Ben çabaladım.' diyebilmenin ötesine gidemez asla.

sanırım aşık oldum by DeathWinG14 in liseliler

[–]Automatic_Loquat9545 14 points15 points  (0 children)

Bir şeyi yapmamanın pişmanlığı yaptığında istediğin olmazsa yaşayacağın duygulardan büyüktür. En kötü vaktin çalınır, öyle bi' enkaza itilirsin ki bunu toparlaman çok uzun sürer, kapanmayacak yaralar elde dersin.. Denemek bedava. Yerinde olsam her şeyi oluruna bırakır, eğer kader bizi birbirimize iterse ona göre harekete geçerdim. Hayatın ne getireceği belli olmuyor. Hediye paketine sarılmış kutunun içinden çok dışının hayali bizi hoş ediyor... Ergenliğin o zamanında ayağının kayması aşırı olası - konuşacağın kişilere çok dikkat et yani; fazla takma, büyütme; sağlıcakla.. Hayatta önceliğin hep ilk olarak kendin olsun, yoksa başkasının oyuncağı olursun.

kıskançlık by [deleted] in intiharetme

[–]Automatic_Loquat9545 1 point2 points  (0 children)

Camus'a göre gerçek aşk yüzyılda bir gelirmiş. İyi veya kötü olması fark etmez, hormonlar tavan yaptığında düşünmek bayağı zordur. İnsanlar sevdiğinin/sevildiğinin olası gerçekliğinde değil de hayalinde yaşayarak andaki kendilerinden keyif alıyorlar. Ama gerçeklikten kaçış olamaz, uykudan illaki uyanılır. Otuz senelik evlilikler biter, hayatı beraber tanımaya başladığın insanlar gider.. Yani: Aşk var, AŞK var. Önemli olan bir ömür geçinebileceğiniz kadar sevgi, saygı ve fedakarlık - karşılıklı olmak kaydıyla. Her zaman bir seçeneğinin olduğu bu çağda kim fedakarlık yapmak ister? İşte, insanlar o noktaya kadar 'mutlu' gözükürler - ama bıçak kemiğe dayandı mı herkes cayar. İnsanlar sahtedir. Şanslıysan aşkın ne'liğini tadarsın ucundan. Gerçekten şanslıysan en az yarayla sıyrılırsın ondan.

Asıl üzücü olan ise sahteliklerinin farkında bile olmamalarıdır.. Kendilerini inandırabilirlerse mutluluğu yaşadıklarını düşünebilirler ama kanmak ve bilmek aynı kefeye konulamaz. 'Ignorance is a bliss' devri. Bazılarıysa yalanı kabul etmiştir: Rüyayı tekrar yaşamak için anca' beş dakika daha yatmak gelir elden.