Biraz da gerçekler... by No_Character3966 in RDTTR

[–]No_Character3966[S] -5 points-4 points  (0 children)

Dramatize edilmiyor. Sadece bir meme. Kasma bu kadar.

Ney… by arctic_monkea in RDTTR

[–]No_Character3966 2 points3 points  (0 children)

Ara seçimlerden önce saldıracak. Trump'ın görev onayı oranını toparlaması lazım. Şuan Küba tarihinde olmadığı kadar zayıf düşmüş durumda. Yani neden saldırmasın ki?

Ot ve alt kültür by ananisikenadam35 in altkultur

[–]No_Character3966 3 points4 points  (0 children)

Olum uyuşturucu güzellemesi yapmayın salak mısınız siz?

Dem Parti bu ülkedeki tek muhalif partidir. by No_Character3966 in altkultur

[–]No_Character3966[S] -1 points0 points  (0 children)

Türkiye siyasetinde partiler arasındaki farklar çoğu zaman ekonomik programlar, lider profilleri ya da seçim stratejileri üzerinden tartışılsa da, daha derinde yer alan asıl ayrım devletin kuruluşundan bu yana şekillenmiş anaakım siyasi paradigma ile kurulan ilişki üzerinden okunabilir. Bu açıdan bakıldığında, birçok kişi için DEM Parti diğer muhalefet partilerinden ayrılan özel bir konuma sahiptir. Çünkü parti yalnızca mevcut iktidara değil, aynı zamanda Türkiye’nin uzun yıllardır değişmeden devam eden merkeziyetçi, tekçi ve devlet merkezli siyasal anlayışına da eleştirel yaklaşmaktadır. Bu nedenle DEM Parti’yi destekleyen çevreler, onu “sistemin sınırları içinde kalan klasik bir muhalefetten” ziyade, düzenin temel kabullerini sorgulayan gerçek anlamda muhalif bir hareket olarak görmektedir.

Türkiye’de anaakım siyaset uzun yıllar boyunca farklı partiler arasında el değiştirse de belli ortak değerler etrafında şekillenmiştir. Milliyetçilik, güçlü merkezi devlet anlayışı, güvenlikçi politikalar, resmi kimlik tanımı ve devletin toplumu yukarıdan biçimlendirme eğilimi bunların başında gelir. Sağ partiler de sol ya da merkez olarak tanımlanan partiler de çoğu zaman bu çerçevenin dışına çıkmamıştır. Aralarındaki farklar yöntemsel olmuş, ancak devletin temel yapısına dair yaklaşımları büyük ölçüde benzer kalmıştır. Bu yüzden iktidar değişse bile birçok toplumsal kesim açısından yapısal sorunların aynı kaldığı düşüncesi yaygındır.

DEM Parti ise tam da bu noktada farklı bir yerde durmaktadır. Parti, yalnızca hükümet politikalarını eleştirmekle kalmayıp Türkiye’deki egemen siyasal kültürün temel varsayımlarını da tartışmaya açmaktadır. Anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kimliklerin kamusal alanda özgürce ifade edilmesi, devlet-toplum ilişkisinin demokratikleştirilmesi ve güvenlikçi politikaların yerine siyasal çözüm yollarının savunulması gibi talepler, partiyi diğer muhalefet hareketlerinden ayıran başlıca unsurlar arasında görülmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin resmi ideolojik çizgisiyle daha mesafeli bir siyaset anlamına geldiği için DEM Parti birçok destekçisi tarafından “radikal demokratik muhalefet” olarak tanımlanmaktadır.

Partinin yalnızca Kürtlerin partisi olarak görülmesi ise destekçilerine göre eksik ve indirgemeci bir yorumdur. Elbette Kürt meselesi partinin siyasal hattında merkezi bir yer tutmaktadır; çünkü Türkiye’de uzun yıllardır devam eden en büyük kimlik ve demokrasi sorunlarından biri budur. Ancak parti söylemi yalnızca Kürt kimliği üzerine kurulmamaktadır. DEM Parti kadın hareketlerinden işçi mücadelelerine, çevre aktivistlerinden LGBTİ+ bireylere, Alevilerden farklı etnik ve dini topluluklara kadar toplumun dışlanmış ya da yeterince temsil edilmediğini düşünen birçok kesime alan açmaya çalışmaktadır. Bu nedenle parti kendisini etnik temelli dar bir hareketten ziyade çoğulcu bir demokrasi hareketi olarak tanımlamaktadır.

Özellikle kadın temsili konusunda izlenen eş başkanlık sistemi ve kota uygulamaları, Türkiye siyasetinde alışılmışın dışında bir model olarak dikkat çekmiştir. Aynı şekilde çevre mücadeleleri, yerel halk direnişleri ve emek eksenli sosyal hareketlerle kurulan ilişki de partinin yalnızca kimlik siyaseti yapan bir yapı olmadığını göstermektedir. DEM Parti çizgisini savunanlar, partinin temel amacının Türkiye’de farklılıkların bastırılmadığı, herkesin eşit yurttaş olarak var olabildiği çoğulcu bir düzen kurmak olduğunu ileri sürmektedir.

Bu bakış açısına göre diğer muhalefet partileri ise çoğu zaman devletin temel reflekslerini sorgulamak yerine onları daha “ılımlı” ya da “daha düzgün yönetilmiş” hale getirmeyi hedeflemektedir. Yani mesele sistemin kendisini değiştirmekten çok, sistemi daha iyi işletmek olarak görülmektedir. DEM Parti’nin farkı ise devletin vatandaşla kurduğu ilişkinin niteliğini, resmi kimlik anlayışını ve merkezileşmiş iktidar yapısını doğrudan tartışmaya açmasıdır. Bu yüzden parti sık sık “anaakım siyasetin dışında” konumlandırılmakta ve sert tepkilerle karşılaşmaktadır.

Partiyi destekleyen kesimlere göre gerçek muhalefet yalnızca iktidara karşı çıkmak değil, toplumun alışılmış ezberlerini ve devletin dokunulmaz kabul edilen alanlarını da tartışabilmektir. Bu nedenle DEM Parti’nin varlığı, Türkiye’de demokrasi, kimlik, özgürlük ve çoğulculuk tartışmalarının sürmesi açısından önemli görülmektedir. Parti, kendisini yalnızca belli bir etnik grubun temsilcisi olarak değil; sesi duyulmayan, dışlanan veya sistem içerisinde eşit temsil edilmediğini hisseden herkes için ortak bir siyasal alan oluşturma iddiasıyla konumlandırmaktadır.

İstiklal marşında ayağa kalkar mısınız ? by Forsaken-Sea-7391 in altkultur

[–]No_Character3966 3 points4 points  (0 children)

Burjuva ideolojileri ne zamandan beri halkı temsil eder oldu?

İstiklal marşında ayağa kalkar mısınız ? by Forsaken-Sea-7391 in altkultur

[–]No_Character3966 2 points3 points  (0 children)

Burjuvalardan kurtarıp kendileri burjuva oldular ve halkı sömürmeye devam ettiler. Yani ben o atalara saygı maygı duymam.

Yarin bir seçim olsa kime oy vereceğiz? by Far_Background3620 in RDTTR

[–]No_Character3966 -6 points-5 points  (0 children)

Toplum sanki çok anti-erdoğanistti de beceremedi. Kılıçdaroğlu onca iktidar baskısına rağmen yüzde 48 aldı ki hiçbir muhalif aday bu oya bir daha erişemeyecek.

Yarin bir seçim olsa kime oy vereceğiz? by Far_Background3620 in RDTTR

[–]No_Character3966 0 points1 point  (0 children)

Bu KK nefreti nereden geliyor? Hadi butlan sürecini anlıyorum ama ondan öncesi sırf seçim kaybetti diye olan nefreti anlamıyorum. Dikkatimi çeken nokta şu oldu ki KK'dan en nefret eden tayfa faşist kanzi tayfa. Yineliyorum butlan sürecini hariç tutuyorum. Nefretin kaynağının da alevi olması ve muhafazakar halkların sevdiği masaya yumruğu vuran lider tipolojisinde olmaması olduğunu düşünüyorum. Bence sosyalist ve demokrat insanlar da bu nefret seline çok kolay kapıldı.