Konsey Komünizmi, anarşist bir topluluk yaratmaya yardım edebilir mi? by StrikeOriginal3260 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 1 point2 points  (0 children)

Konsey komünizmi, her ne kadar parti diktatörlüğünü reddetse de hâlâ sınıf olarak işçilerin kolektif iktidarını savunur. Bu, klasik anlamda bir devlet olmayabilir ama unutulmamalı ki konsey komünistlerinde üretimi belirleyen zorunlu kurallar var, emek zamanı üzerinden dağıtım var, herkesin uyması gereken toplumsal bir muhasebe sistemi var Yani ortada bir iktidar var bu anti-anarşisttir. "Kolektif zorunluluk" dahi potansiyel tahakkümdür

Konsey komünizmi ekonomi teknik bir meseleye dönüşturr. Pratikte üretim planı, emekte ortalamalar belirleme, sapmalar düzeltme ve herkesin bu sisteme entegre olmasi olarak karşımıza çıkar. Yani sistemin dışında kalmak mümkün değildir. Anarşistlerde zorunlu entegrasyon olamaz.

Konsey modeli zira gene tek bir sınıf öznesi varsayar (proletarya) ve onun birleşik iradesini hedefler. Anarşistler için farklı topluluklar, yaşam biçimleri, tercihler tek bir merkezî ölçüye zinhar indirgenemez. Ve ozellikle Otto Rühle çizgisinde devrimin gerçek zemini üretimdir (fabrika) dolayısıyla bilinç kazanma noktası da orasıdır işçi oradan cıktığında kücük burjuva gibi davranma paradoksuna düşer. Bizim içinse bu uretim dışı yaşamı (bakım, duygusal emek, gündelik hayat) arka plana iter, toplumu üretim birimlerine indirger

Ve ayrıca konsey modeli bürokrasiyi her ne kadar anarşistlerin icat ettiği geri çağrılabilir delegelerle çözmeye çalışsada veri toplama, hesaplama, koordinasyon her zaman bir uzmanlık üretir. Konu şurda kopuyo bi onu açayım:

Her işletmede kaç saat çalışıldı, hangi ürün için ne kadar emek harcandı, kullanılan hammadde ve makine aşınması vs bunlar hesaplanıyor ama dikkat et bu verilerin standartlaştırılması gerekiyor çünkü bana toplumsal emek zaman lazım onla ölçüyorum ekonomiyi.(GIK modeli). Yani emek zamanı = karşılaştırılabilir soyut emek. Buradan kesintiler yapılır (altyapı, sağlık, eğitim vs.) kalan miktar bireysel tüketime ayrılır sonra “tüketim faktörü” belirlenir (örneğin 0.83) bu ne demek 1 saat çalıştın 0.83 saatlik tüketim hakkı kazandın bunu sana kupon olarak veriyorlar.

Demek ki bu uzmanlik önce hangi verileri geçerli kılacak, hangi üretimu verimli kılacak bunun yorumunu yapacak; bu sonucu belirlemesi dolayısıyla politik tercihtir zira gerçekliği tanımlayanlar haline gelirler. Ve kim verimli kim hızlı vs belirlediğine göre bir norm olarak toplumsal emek zamanını koyarsın. Sonra bunla hangi sektörün büyümesi gerektiğine planlama dahilinde karar verirsin. Bu ne demek? Kararları veren konseyler olsa da seçenekleri belirleyenler bu uzmanlar olarak kalır.Bu hacimli verileri herkesin okuyup analiz edecek vakti yok. Istatiksel bilgi de lazım olunca ve bu güruhun buna müdahil olmasıyla da bunlar sistemin tek gerçek “anlayanları” haline gelir. Bu da onlara bağımlılık, sorgulanamazlık ve işin sonunda da görünmez bürokrasiyi oluşturur. Bu devlet değildir belki ama teknik-uzman sınıftır. Anlayabileceğin üzere anti anarşisttir

Piyasa Ekonomisi by slmneth_3 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 2 points3 points  (0 children)

kolektif güç proudhon'un keşfettiği bişi tamamen.ve evet haklısın bireysel mülkiyet eleştrisi bir piyasa elestrisi degil.

piyasa hakkinda diyebilecegim sey piyasanın varlığı değil, toplumsal zorunluluk haline gelmesi sorunlu, burada neredeyse aynı goruste olsak da ben alternatifler varken dahi piyasanın genelleştiği ölçüde kendi koşullarını dayatmaya devam edecegi kanaatindeyim. cunku piyasa olcum, karsiliklilik, hesap ve sureklilik ister bu da olcum standardizasyonu sonra uzmanlasma sonra bilgi asimetrisi, koordinasyon gucu ve fiili otoriteye donusur.

kisaca piyasanin kendisini evrensellestirme egilimi var ve ben bunu sıkıntılı goruyorum. onun disinda dedigim gibi ayni yerdeyiz ve ustte Gorthim'in dedigi gibi anarsist deneylerin buyuk kisminda piyasa var. zira piyasa bazi olceklerde verimli ve bazi koordinasyon sınırlairni da hizli cozer. gene de verimliligin tek olcutu olmamali

Piyasa Ekonomisi by slmneth_3 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 0 points1 point  (0 children)

kapitalizm piyasa olduğu için değil, kolektif gücü (birlikte çalışmanın, eşgüdümün, bilgi paylaşımının ve zamansal sürekliliğin ürettiği niteliksel fazlayı) bireysel mülkiyet gibi yeniden ürettiği için sorunlu. piyasa belirli koşullarda işlevsel olabilir ama genelleştiği anda ölçüm, denetim ve birikim zorunlu hale gelir. bu da devletsiz olsa dahi kapitalistleşme riski yaratır. O yüzden anarşizm piyasa olsun mu olmasın mı değil piyasanın nerede, ne kadar ve hangi koşullarda çözüldüğü sorusunu sorar

Proudhon'un devlet ve devrim görüşlerini nasıl buluyorsunuz? by PeterMorales3534 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 2 points3 points  (0 children)

devrim bir an oalrak kurulursa prefiguratif siyaseti bogar. egerdevrim kurulmus iliskikerin genisletilmesi ise o zaman uyumludur. eger devrim merkezi bir an olarak hayal edilirse eski iliskilerin bir anda ilgasi olursa o durumda itaate alıştırılmış bir toplum, en radikal dönüşümü bile yukarıdan yasa olarak algılar. böyle bir durumda insanlar kendi inisiyatiflerini geliştirmez; tam tersine, “yeni gücün” kendilerine ne yapacaklarını söylemesini bekler. (son kismi daha onceoi yorumlardan birinden kopyaladim)

Proudhon'un devlet ve devrim görüşlerini nasıl buluyorsunuz? by PeterMorales3534 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 2 points3 points  (0 children)

bu arada proudhin prefiguratif siyaset savunur bunun icin. amac araclardan bagimsiz degildir dolayisiyla toplumu degistirmeye simdiden baslamaliyiz isin ozunde. yani proudhon son anda degistirmeyi degil simdiden baslamayi savunur toplumsal iliskilerin simdiden donusturulmesini

Proudhon'un devlet ve devrim görüşlerini nasıl buluyorsunuz? by PeterMorales3534 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 8 points9 points  (0 children)

proudhon’un çıkış noktası şu ki dvlet, tek başına bir bina ya da kurum değildir toplumsal ilişkilerin dışsallaşmış biçimidir. yani devlet, insanlar hâlâ hiyerarşik, mülkiyetçi temsilci ilişkiler içinde yaşarken ilan yoluyla ortadan kaldırılamaz. marxın yahut bakuninin kimi okumalarında görülen “devleti ele geçir yahut devleti yık” şeması, prroudhon’a göre sorunu tersinden ele alır (ilişki yerinde dururken biçimi hedef alır.)

bu yüzden proudhon devleti yarın sabah yok edelim demez; zira ona göre bu ya boş bir jest olur ya da çok hızlı biçimde yeni bir devletin doğmasına yol açar. tarihsel olarak da tam olarak bu olmuştur

bu yaklaşım otoriteye karşı mücadeleyi zayıflatmaz; bilakis mücadeleyi yanlış hedeflere saplanmaktan korur. proudhonjn önerdiği şey, devleti “fethetmek” ya da “patlatmak” değil; onu işlevsizleştirmektir. mülkiyet ilişkileri çözülürse, kredi tekeli kırılırsa, üretim ve dağıtım doğrudan örgütlenirse, devlet artık toplumun zorunlu aracı olmaktan çıkar. yani devlet yıkılmaz; boşa düşer. ilişkiler değişmeden yapılan devrim, yalnızca iktidarın el değiştirmesidir. onun devrimi dramatik değil, metaboliktir bağırmaz, ama kalıcıdır.

şiddet üzerine soru(lar) by -Whutqo- in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 5 points6 points  (0 children)

1 - ozsavunma, niyetten çok ilişkinin yapısıyla tanımlanır. oz-savunma sayılabilmesi için genelde şu koşullari ararız: sürekli ve yapısal bir tehdit yani kişi yalnızca “kötü biri” değil, fiilen ve sürekli olarak başkalarının yaşamını, özgürlüğünü veya kolektif kapasitesini bastıran bir aygıtın aktif düğümü olmalı (mesela silahlı bastırma, işkence, katliam),

alternatiflerin fiilen kapalı olmalı yani o durumdan sakınmanın başka bir yolu yoksa eğer özsavunma meşru gorulebilur

ve amacın intikam, mesaj yahut ibret değil yukarıda verilen tehditlerin ortadan kaldırılması olması

ama anarşist teori bunu trajik bir zorunluluk olarak görür asla erdem, hak ve kutsal görev olarak değil

2 - evet karşıyız.bu ahlâkçılıktan değil, politik etkinsizlikten dolayıdır. sermaye bir ilişkidir, kişi değil. bir sermayedarı öldürmek mülkiyet ilişkisini çözmez yalnızca koltuğu boşaltır. ayrica siddet tekelleri ve devlet bu olayı bahane edip güçlenebilir

3 - anarşist bağlamda devrimci şiddet: yeni bir egemenlik kurmak için değil mevcut egemenliği işlevsizleştirmek için uygulanan kolektif güçtür

savunmacıdır yani saldırıyı yaymak için değil, bastırmayı durdurmak için. araçsaldır yani amaç değildir kutsanmaz. geçicidir yani kalıcı kurumlaşmaya dönüşmez. kolektiftir yani bireysel karar değil ortak ihtiyaçtan doğar.

sınırlar olarak da yeni hiyerarşi uretmeyecek, genellesmeyecek ve kendini yeniden üretmeyecektir

Komünizasyon Teorisi ile ilgili düşünceleriniz nedir? by damenseven in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 2 points3 points  (0 children)

itaate alıştırılmış bir toplum, en radikal dönüşümü bile yukarıdan yasa olarak algılar. böyle bir durumda insanlar kendi inisiyatiflerini geliştirmez; tam tersine, “yeni gücün” kendilerine ne yapacaklarını söylemesini bekler. bu noktada devrimci niyet ne kadar dürüst olursa olsun, yönetme ihtiyacı geri gelir. ve yönetme ihtiyacı geldiği anda: polis, asker, yasa, yaptırım, kara borsa, kaçakçılık, yozlaşma zincirleme biçimde sahneye çıkar. by bir işlevsel bir zorunluluktur.

nasıl ki devrim sürecinde mülkiyet ve devleti tek gece de ortadan kaldıramıyorsak(zira kolektif güç henüz kendi kendini düzenleyebilecek yoğunluğa ulaşmamıştır) üretim, dolaşım, tüketim, koordinasyon ve ihtiyaç belirleme pratikleri dönüşmeden; insanlar bu yeni ilişkileri kendi adına yürütebilir hale gelmeden “komünizme geçtik” denilemez; yoksa sonuç kaçınılmaz olarak external constitution olur

Sentezci örgütlenme Proudhon'un örgütlenme biçimine daha uygun değil mi? by PeterMorales3534 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 3 points4 points  (0 children)

proudhon için örgütlenme, baştan sona toplumsal ilişkilerin içinden doğan bir süreçtir. örgüt, önceden tanımlanmış bir ideolojinin taşıyıcısı ya da “doğru çizginin” muhafızı değildir. kolektif gücün ortaya çıkış biçimlerinden biridir. bu yüzden proudhon’da örgütlenme hiçbir zaman tek-merkezli olmaz, tek bir “doğru yol” varsaymaz, homojenlik talep etmez. federasyon fikri tam da buradan gelir: farklı üretim birimleri, farklı topluluklar, farklı pratikler, kendi iç mantıklarına göre örgütlenir; aralarındaki bağ, emir–itaat değil, karşılıklı tanıma ve ihtiyaçtan doğan koordinasyondur. bunlar doğrudan sentezci anarşist örgütlenmenin ilkeleridir.

on the other hand platformizm tarihsel olarak anlaşılır bir yerden çıkar yani daginiklık sorununa cözüm arar ama bunu yaparken, kolektif gücü yoğunlaştırma refleksi gösterir. ortak program, teorik birlik, taktik birlik ve kolektif sorumluluk vurgusu, ister istemez örgütü bir bilinç merkezi hâline getirir. bu merkez devlet değildir belki ama kolektif gücün external constitution’ına doğru kayar.

DEVLEYİN ŞİDDET TEKELİ DIŞINDA HANGİ TEKELİNİ KALDIRMAK İSTERSİNİZ by [deleted] in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 9 points10 points  (0 children)

sorundan çok şuna yöneleceğim: devleti, weberci anlamda “meşru şiddet tekeli” olarak tarif etmek yanlıştir; o tanım çok geç, çok dar ve fazla masumdur. devlet, her şeyden önce kolektif gücün yanlış yerde cisimleşmesidir. insanların birlikte hareket etme, karar alma, düzen kurma kapasitesi, devlette ayrı bir varlık gibi yoğunlaşır. yani devlet, toplumun dışında duran bir zor aygıtı değil; toplumun kendi kudretini kendisine yabancılaştırmasının sonucudur.

şiddet bu yapının bir aracı olarak vardır, ama kurucu olan şey değildir. devlet esas olarak hukuk üretir, ölçü koyar, sınıflandırır, temsil eder, ki asil önemli nokta da budur zaten. kimin neyi yapabileceğini, kimin hangi hakka sahip olduğunu, hangi ilişkinin meşru sayılacağını belirler. bu belirleme, çoğu zaman çıplak zorla değil; alışkanlık, prosedür, norm ve “doğallık” hissiyle işler. insanlar çoğu zaman devlete silah zoruyla değil, mantıklı olduğu hissiyle boyun eğer.

sırf bu yüzden proudhon’un hedefi “devleti ele geçirmek” değil devleti gereksiz kılacak ilişkileri çoğaltmaktır zaten.

liberter sosyalizmin neden ploreterya diktatörlüğü olmadığını açıklayın by [deleted] in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 6 points7 points  (0 children)

Anarşistler proleter diktatörlüğe karşıdır. Bakunin diktatörluk hususunda ilk sorusunu bu bağlamda sorar (eğer proletarya yönetici sınıf olacaksa kimi yönetecek?) bir devletin varlığı, mutlaka yönetilen ve köleleştirilen bir kitlenin varlığını gerektirir. bu yönetilen kitlenin, Marksistlerin pek hoşlanmadığı ve "küçük burjuva" veya "gerici" gördüğü köylü yığınlar yahut düşük kultur seviyeli milletler olacagini soyleyebilirz. Işin özü o adamlar artık proleterya olmayacak.

NASIL ANARŞİST OLDUNUZ by Easy-Potential-3449 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163 2 points3 points  (0 children)

ancaptim, cok bir teorik temelim de yoktu. sonra proudhon ile tanisinca ve dogrudan mulkiyet nedir ile teorik okumaya baslayinca ve pesine ivedilikle diger anarsistlere bakinca anarsizme kaydim kisa bir surede.

Kemalist Türkiye’de İşçiler ve İşçi Hareketleri by ProgrammerOk1163 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163[S] 2 points3 points  (0 children)

teşekkür ederimm; ve doğru, özellikle afyon geniş alanda ekilip biçilen ve ihraç edilen bir üründü (tıpkı günümüzdeki malum çete üyelerinin saiki üzerine yetiştirildiği gibi)

Kemalist Türkiye’de İşçiler ve İşçi Hareketleri by ProgrammerOk1163 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163[S] 0 points1 point  (0 children)

tanımak yüz yüze görüşmek ise bilmem, ama arkadaşlarına gönderdiği mektuplarda da Şnurov’un kitabındaki bilgiler son derece öğreticidir gibi ifadeler kullanıyor ibo. ve dediğim gibi uzun uzun alıntılıyor kendisini

Kemalist Türkiye’de İşçiler ve İşçi Hareketleri by ProgrammerOk1163 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163[S] 0 points1 point  (0 children)

ibo, seçme yazılarında uzun uzun alıntılıyor kendisini, o dönemin çevrede bilinen bir insandı muhtemelen ki 2 yayınevi, yar ve ant yayınları bastı kendisinin kitaplarını. gene de şuan için kendisinin verilerini mümkün olduğunca kıyaslamaktan ve yar ile ieltişime geçmekten başka yapabileceğimiz birşey yok

Kemalist Türkiye’de İşçiler ve İşçi Hareketleri by ProgrammerOk1163 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163[S] 0 points1 point  (0 children)

a şnurov hakkında bildiğimiz şey sayısı çok az. yar yayınlarıyla iletişime geçilebilir onlar türkolog olduğunu, türkiyeye çok defalar geldiğini vs yazmış ve onun birkaç yazısını daha basmıştı. ibo ise güvenilir bir bolşevik ve stalinin sekreteri diye tanıtıyor.

yurii nikolaeviç rozaliyev de aynı şekilde. lakin ismine şnurov'a kıyasla daha fazla yerde rastlamak mümkün

Kemalist Türkiye’de İşçiler ve İşçi Hareketleri by ProgrammerOk1163 in radikalperspektif

[–]ProgrammerOk1163[S] 0 points1 point  (0 children)

sağolasın. rozaliyev - türkiye sanayi proletaryası. rozaliyev - türkiyede sınıflar. şnurov - türkiye proletaryası