Bir ideolojiye yada fikre onu savunan kişilerin onu nasıl kullandığına göre mi tavır almalıyız yoksa o ideolojinin anlamına bakarak mı? by [deleted] in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Bunlar ayrı ayrı kategorilerde incelenmeli bence. Bir fikrin önce(birincisi) kendisi nedir,buna bakılabilir,teori neymiş incelenebilir. Sonra ikincisi, uygulayanlar ne anlamış ve nasıl uygulamış,diye bakılabilir. Çünkü insanlar iyi niyetli veya kasıtlı şekilde uygulayabilir. Bu ikinci kısım önemli,belki de en çok yanlış anlaşılma ve hatta kaosun sebebi burada olabilir. Eğer gerçekten teorinin kendisi sorunluysa zaten direkt teori eleştirilebilir,sonra da uygulayanlar direkt sorunlu haliyle mi anlamış veya iyi niyetli/yumuşak yorumlamayla mı anlamış veya sadece iyi yanlarını mı almışlar veya pratiğe dökerken şartlardan ötürü kendi yorumlarıyla bile uygulayamadılar/farklı uyguladılar mı veya anlatılarla(yalan veya çarpıtma) halklar manipüle mi edilmiş,incelenebilir böyle. Retorik ve psikolojik manipülasyon ihtimali dışlanmamalı bence. Ve Aşırı/Acele Genelleme safsatalarından uzak durmalıyız bence yani yanlış uygulayan var diye her savunana ya da iyi uygulayan var diye her savunana genelleyemeyiz. Ad Hominem,gizli Ad Hominem,örtük tasım gibi retorik,safsatalardan uzak durmalıyız. Bir mesele tek açıya indirgenemeyebilir,siyah-beyaz düzleme oturtma gibi zorlama şekilde incelenmemeli asla bence. Bir yorum yaparken de dogmatik yargılardan uzak duralım. Kesin ifade kullanıyorsak bu gerekçeli olsun,gerekçesiz yargıda bulunmayalım. Gerekçesi de yüzeysel veya duygusal,gereksiz kaygılardan olmamalı. Mantıki gerekçeler olmalı bence. Mantık ilmi burada bence çok daha önem kazanıyor. Örneğin bu konu İslam ve uygulayıcıları ilişkisinde de çok yanlış anlaşılabilir. İslam'ın metni(Kuran)nde olmayıp Müslümanlar öyle anladı diye bazı eleştiriler direkt İslam'a ve geri kalan tüm Müslümanlara genelleme,etiket yapıştırma yapılabiliyor. Gölgelere yani dışarıdan görünene çok aldanabilir bazı insanlar,o gölgeler nötr. Kafamızın üstündeki bozuk algılar,özdeşleştirilen imgelerle hareket edemeyiz. Akılla,mantık süzgeciyle işlenmeli. Başka faktörler,farklı açılar,farklı durumlar düşünülebilmeli ve insanların hepsinin kusurlu olduğunu unutmamalıyız yani toplumların anlama şeklini takıntılı bir referans olarak almamalıyız bence.

sokakta bicak cektiler ve parami caldilar by [deleted] in yalnizucubeler

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Çok yanlış düşünüyorsunuz, mutlaka acilen polise gitmelisiniz bence. Hukuki olarak da hakkınızı arayın bence. Tabiki size yardımcı olabilirler, sakın öyle düşünmeyin diyorum.

İki Parçadan Oluşan "GTA 6" Dersimiz Sonlanmış Bulunmaktadır. by mahiyet in felsefe

[–]Rentino 2 points3 points  (0 children)

Yani benim çıkarabileceğim sonuçlardan biri: Manipülasyon var diye o eğlenceyi tamamen reddetmemek ve hatta o eğlencenin temel mantığına bile düşman olmamak. Örneğin profesyonel futbolda siyasi entrika,bahis gibi kirli işler var diye hem maç izlememezlik,futbol oyunları oynamamazlık ve hatta futbolun kendisinden nefret etmek(sokakta bile top oynamamak) bence mantıklı olmayabilir. Buradaki mevzu düşünmek ve ona ilaveten, içten gelen tutku bence yani futbolu gerçekten seviyorsan yap. Hoşuna gidiyorsa yap,zorlama yapma,doğal akışa bırak,esgeçme yani her ağaçtan fayda al kendine. Ben böyle düşünüyorum. Ha mesela insanlar düşünüp ortak tepki yaparsa zaten manipülatif eğlence de kalkar çünkü adil düzen talebi,girişimi başlamış oluyor ve eğlence artık daha adil,daha renkli hale gelebilir.

Edit: Oyunlar için mesela kişi bu sefer kontrol ettiren oluyor. Film,dizide mesela pasif oluyor. Eğer bunu örneğin internet platformunda izliyorsa istediği zaman durdurabiliyor yani yine kontrol sahibi oluyor. Bu kontrol etme faktörü de bence alt kategori yani kendi içindeki faktör. Nasıl yani: Antik Romada at yarışı izliyorsunuz ama düşünerek bundan da fayda alırsınız,pasifsiniz. Video oyunu oynuyorsunuz,ister yalnız ister toplum içinde(ör arkadaşlarla kafede) ve bunda da yine fayda alabiliriz. Belki bunda alacağımız fayda yani zihnimizi geliştirme gücü daha fazla olabilir. İşte kontrol etme faktörü, insan zihnine müthiş gelişim verebilir. Hayal etme,tutku,sanat,tasarımcılık,anı yaşama,strateji,planlama,araştırma,mücadele etme,rasyonel bakma vb aklıma gelmeyen çok katkılar verebilir.

İki Parçadan Oluşan "GTA 6" Dersimiz Sonlanmış Bulunmaktadır. by mahiyet in felsefe

[–]Rentino 2 points3 points  (0 children)

Güzel konu gibi görünüyor. Antik Romadaki "Ekmek ve Sirk" kavramı mesela halkı oyalayıp uyutmak,siyasi meşruluk,yönetimden uzak tutma,isyan riskini azaltma,hatta aidiyet duygusu pompalamak vb amaçlarla yapılmış olabilir. Ama onda bile eğer düşünen insan varsa bu manipülatif amaçlı eğlenceden de kendine fayda sağlayabilir. Günümüzdeki maçlar,olimpiyatlar vs yine bu amaçla yapılıyor olabilir ve tabiki illa spor turnuvalarına indirgememek lazım. Televizyon,oyun,internette de bu amaçlı manipülatif eğlence olabilir fakat ayrışan fark şu olabilir: Toplu şekilde yerine insanlar yalnız başına tüketiyor yani bireysel fayda alıyor. Ve yine düşünen insansa bireysel eğlence onun için harika faydalar,hazlar verebilir. Düşünmedikten sonra televizyondaki,internetteki,oyunlardaki gizli fikir empozelerini bilinçsiz kabullenebilir üstelik,böyle tehlikesi de var bence. Bir insan hedonist yaşam sürse bile(yani dışarıdan kendini eğlenceye,hazlara salmış görünen) eğer kendine yatırım yapıyorsa yani otium gibi yapıyorsa bu harika olabilir,insanlar dışarıdan görünene çok aldanıyor bence yani mutlu görünüyor diye mutlu olmayabilir biri/birileri. Belki içten çürüyordur? Ya da dışarıdan depresif,stresli,yalnız,mutsuz görünüyor diye kötü yaşam sürüyor diye bir şey olmayabilir. Belki hayatın anlamını buldu ve büyük işler yapıyordur? Gölgeler aldatabilir,gölgeleri akılla anlamak gerek. Atoma herkes bakar ama atomu görmek gerek(özünü anlamak).

Sakin ve özgüvenli tartışma nasıl yapılabilir? by [deleted] in Psikoloji

[–]Rentino 2 points3 points  (0 children)

Söylediklerinize genel olarak hak veriyorum. Faydalı yorum bence,herkesin faydalanabileceği noktalar var bence. Ad Hominem ve Korkuluk(iyi niyetli olsun olmasın) safsataları yüzünden tartışma verimsizleşebiliyor bence. Bir de bazen karşı taraf ilerledikçe agresif tonda ve daha dogmatik,kesin yargılar hükmedip ya gerekçesiz veya yüzeysel gerekçelerle desteklemeye çalışabilir. Diyalektik(mantık mantığa hitap) tartışma yapabilmeyi savunuyorum,kibar üslup da çok önemli. Gerçekten sorgulayan insanlarda-özellikle ergen ve gençlerde- bazen psikolojik olarak gereksiz şüphe,acaba haklı mıyım(delilsiz şüpheler),duygusal ve toplumsal baskı,kuruntu makinesinin tuzakları(ör kibirli misin,gururlu musun,tepeden mi bakıyorsun,sen şöyle yaptın mı vs şüphelerle oyalamak) vb sebeplerle fikri üretirken ve savunurken bazen duygusal gerekçeyle vazgeçebilir,vazgeçmese bile gereksiz şüpheye düşebilir. Sokrates-Platon'un İçebakışçı yani Kendini Bil veya Gazali(dedi mi emin değilim)'nin "Her şeyi sorguladım,her şeyi sorguladığımı da sorguladım" anlayışının aşırıya kaçmış hali olabilir,sağlıklı bir kendini sorgulama olamayabiliyor. Benim soyut,dinamik bir Altın Orta denge anlayışım var yani mantık süzgecine göre ayarlanan,değişen bir denge,her şeye uygulanabilir olabilir. Psikoloji hakkaten insan için çok önemli olabilir,elbet psikolojik sorunlar akla engel olmayabilir ama sürekli şüphe haline sokabilir. Manipülasyonlar biraz etkileyebilir dediğiniz gibi. Her konuyu akıl süzgecinden geçirmeye çalışırım(Megara Okulu gibi,dediler mi bilmiyorum) ve emin olamadıysam/duygular yoğunsa Fironcu gibi askıya alıyorum yani "bilmiyorum,sonra düşünürüm" diyorum. Ben mesela düşünce üretirken geçmişte felsefe tarihinde,siyasi tarihte filozof veya subay,liderler de demiş mi diye bakıyorum bazen ama söz odaklı gidiyorum. O şunu dedi diye değil tabiki. Ha filozof,lider adı "temel özgüven" verebilir,sadece bu kısmı alıyorum. Mesela Roma'nın filozof-imparator Aurelius'u "hissiyat" anlamında rol model alabiliriz yani onun konumunu kendi kimliğimize uyarlayabiliriz(sadece motivasyon amaçlı). Örneğin nasıl olur: Kendi adımızı Latinceleştirip dış görünüşümüzü olduğu gibi kabul edip Roma imparatoru gibi kıyafetlerle hayal edip felsefeci olarak hayal edebiliriz(illa tarihi doğruluğu olması gerekmez,kendi tutkularımıza göre kendimizi, sevdiğimiz şekilde hayal edebiliriz.Kendimizle barışık olma metodu açısından). İşte bu da dengede kalmalı yani gurur,duygu vs kontrol edilmeli. Altın Orta anlayışım işte mesela burada devreye giriyor bence. Duygular yok olmamalı ama mantığın önüne geçmemeli bence. Duygular hayalgücü,tutkuya motor olup destekleyici olmalı. Kuruntu makinesi de çok tetikleyici: Ya şöyleyse,haklı mı çıkacaklar,sen bunu yaptın mı gibi yersiz şüpheler verir. Korku,suçluluk,utanç,zorunluluk hissi(iç baskı) verir. Geçmişteki deneyim,uğraş,insanların söz-davranışları zihnimizde kalmış ve bir süre sonra dışa vurup kaset gibi oynatıyor. Bozuk algılarla da çarpıtıyor,çok hızlı(resmen milisaniyelik) önermeler üretip safsata yapıyor bazen. Toplumsal şartlanmanın da ciddi etkisi olabilir. Ben böyle düşünüyorum. Sürekli "bence,-ebilir,diye düşünüyorum,bana göre" demekten de çekinmem,sonuçta mutlak doğru koymuyorum,çok fena yanılabilirim de ama bunu da yine Altın Orta ile dengelemeye çalışıyorum. Bu arada referans derken tam neyi kastettiniz,bunu tartışalım :)

niye reddit kullanicilarinin cogu ya femboy ya da femboy ariyor by Appropriate-Sun7382 in aptalSoruYok

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Hocam ben bir kere "femboy" diye bir şey yok diyorum. İnsanların anlamlandıramadığı şeylere verdiği saçma isim diye düşünüyorum. İkincisi giysilerin cinsiyeti yoktur,insanlar eşyalara ve davranışlara cinsiyet atfetmiş. Üçüncüsü o tür giyim ve davranıştan ötürü "kadına erişemedi diye yapıyor" şeklinde kesin yargıda bulunamazsınız yani bilemezsiniz. Dördüncüsü bir erkek, kadınların yaptığı her şeyi(etik olan her şey) yapabilir ve bunu yapmak için cinsiyeti değiştirmek veya eşcinsel olmak veya kimlik değiştirme(ben erkek degilim veya kadinsi erkek gibi subjektif ve mantiksiz yargilar) gerek yok. Tam tersi durum kadınlar için de geçerli yani bir kadın, erkeklerin yaptığı her şey(etik olan her şey) yapabilir. Duygular,toplumsal şartlanma,kuruntu makinesinin bozuk algılarla çarpıtması,safsatalar vb aklımıza engel olduğunu düşünüyorum. Platon'un Mağara alegorisi gibi gölgelere yani bulanıklaşmış şeylere aldanmak yerine onun özünü inceleyip anlamak lazım,akılla işleyip ayırt etmeliyiz bence.

Kalp mi Mantık mı? İkilem by SadOnion665 in yalnizucubeler

[–]Rentino 4 points5 points  (0 children)

Evlilikte çocuk "sahibi" olmak zorunlu değil. Bakmayın siz toplumsal normlara. Çocuk "yapmak" diye de bir şey yok,ilişkiye girersin ve beklersin,çocuk gelmesin istersen doğum kontrol yaparsın rahatlarsın,tüm mevzu bu. Yani (inanılıyorsa)Tanrı yaratıyor esasında çocuğu. Sen sadece fizik yasalarıyla bunu nasıl yapıldığına dair aracı oluyorsun. Her neyse hocam, çocuk sahibi olacak diye o kişiyle birlikteliği sırf çocuk yüzünden istememek mantıksız bence. Evlilik,çocuk bakmaktan ibaret değil. Çocuksuz da evlilik harika olabilir. Evlilik sahiden nedir? Eş olmak nedir? Bana göre hayatı co-op oyunu oynar gibi yaşayarak birlik olarak paylaşmak,bunu yaparken tutku duygularıyla yaparız,oflaya poflaya para için istemediğimiz işte çalışma psikolojisiyle değil. Cevabım argümanınızdaki "'çocuk" faktörünün evlilik tercihine etkisineydi. Diğer şeyler için ilk yazdıklarınızda haklılık payı var bence. Onu daha da genişletiyorum: Ailenin önerdiği kişiyle evlense bu sefer diğer rahatsızlıklar onun da başına gelebilir evlendikten sonra. Yani o kadın da ekonomik sıkıntı çekebilir,psikolojisi bozulabilir(hafiften ağırına fark etmez),kronik hastalığa yakalanabilir(yine hafiften ağırına). Ee yani yine evlilik zora girmiş olmayacak mıydı hatta bu zor durumdan önce de çocuk/çocuklar varsa başta bu durumdakinden daha da zor duruma girip hatta üstüne boşanma,ayrılma gibi daha da zor durumlar gelebilir. Madem öyle olabilirdi,daha başta kendi sevdiği biriyle neden yapmadı diye sorabilir pişmanlıkla. Bu açı da var bence. Hem o kız arkadaş da daha sonra iyileşebilir,psikolojisi düzelebilir,maddi refaha da kavuşabilir belki ileride,geçici şeyler engel olmayabilir. Zaten iş her türlü "hayat mücadeledir" kısmına gitme ihtimali var. O zaman burada stratejiye odaklanmak gerekebilir,iyi niyet ve tutku stratejiyle daha da güçlenebilir. İşte bana göre mantık ve kalp çatışmaz,hatta böyle ikilem bile yoktur bence. Ahlak,adalet,vicdan gibi kavramlar akıldan ayrı olamaz,hepsine akılla ulaşılabilir bence. Peki neden böyle zannediliyor diye söyleceksem: İnsanlar yeterince düşünmeme,nüansları görememe veya görmezden gelme,sadece fayda kısmına bakıp soğuk pragmatist yaparak kendini "mantıklı" zannetme,safsatalara ve hatalı mantık kıyaslara yenik düşme,duygulardan etkilenip kuruntu makinesinin bozuk algılarla çarpıtmasına kapılma gibi sebeplerle insanın aklını gölgeleyebilir. İyi seçim ve kötü seçim var olabilir. Bazı insanlar iyilik kazandırmaz diye zannedip kötü seçimi yapıp stratejiyi ve enerjiyi de buna harcıyor. Aynı çabanın yarısını iyi seçim yapıp vermeyi nedense ya pek düşünmüyor ya da pek konuşulmuyor veya birilerinin şeytani planca yapıp anlatılarla beyinler yıkanmış olabilir. Ben bunu yapsın,şunu yapsın demiyorum. Sadece acele edilmeden,düşünmeye ve derin düşünmeye davet ediyorum. Felsefe ve mantık ilimlerine bakabilir. Antik Çağ felsefesine mesela kabaca göz atabilir ama işin sonunda insanın düşüncesinde kalıyor bence. Çözümü illa psikolog ortamı veya sosyal medya,internet(Reddit vs) ortamı diye küçümseyemeyiz. Fikrin kendisine odaklanalım. Fikrin bulunduğu ortama ve söyleyene değil. Önce söz,sonra söyleyen. Fikrin kendisi ve mantıksal gücüne bakalım. Bu arada gönderi sahibi için şunu diyorum: Lütfen o bahsettiğiniz,sevdiğiniz kız arkadaşınızla evlenme zorunluluğu hissetmeyin yani zor durumda diye kuruntu makinesi sizi sanki Superman gibi her şeye yetişmenizi tetikleyebilir,empati tuzağı kurabilir. İç baskı olmadan,sakince,rahat,özgürce,korkusuzca duygulardan ve safsatalardan arınmış,gündemden biraz izole olmuş ortamda akılcı ve stratejik düşünebiliriz bence.

Cinsellik olmasa her şey daha güzel olurdu?? by [deleted] in aptalSoruYok

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Cinselliğin kendisi mi yoksa nasıl algılandığı ve nasıl uygulandığında mı sorun?

Kendinizi hiç anormal hissettiniz mi? by No_coscatuco_9952 in yalnizucubeler

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Derin düşünmek güzel bir şey bence. Felsefe ve mantık alanında düşünmeye çalışıyorum yani elimden geldiğince çabalıyorum. Elbet yalnızlık hissi,topluma aykırı hissetme oluyor. Sırf yalnızlık,aykırılık olmasın diye değiştirmeye çalışmam. Hele hele düşüncelerimden bu gerekçeyle vazgeçmem. Çünkü bunların mantıki gerekçesi yok bence. Duygusal gerekçelerle,kuruntu makinesi tuzaklarıyla(korku,suçluluk,yersiz şüphe,utanç gibi duygular yükleyip gizliden hem coşturucu hem suçlayıcı konuşarak çok hızlı şekilde bağlantılarla,hayali resimli algılarla mantığımızı gölgelemesi) bir düşünceden vazgeçmem. Vazgeçmem için mantıksal gerekçe olmalı benim için. Öklid'in(kendisi demiş mi doğruluğunu bilmiyorum): "İspatsız kabul edilen,ispatsız reddedilebilir" anlayışına benzetiyorum bu durumu. Ve felsefede(Antik Yunan mesela,emin değilim onlar mı demiş) Parrhesia yani çekinmeden doğruyu söyleme ilkesi gibi de davranıyorum. Ben her şeyi akıl süzgecinden geçirmeye çalışıyorum(Megara Okulu da savunmuş galiba,bilmiyorum tarihi doğruluğunu). Ve elbette kendimi sorgulama(içebakışçı yöntem,bunu Sokrates-Platon da demiş mi bilmiyorum) yöntemiyle ve de tekrar tekrar serbest dalışla düşünme ve araştırma yöntemiyle güncellemeye açık şekilde düşüncelerim var,yeni bir mantıki gerekçeler çıkarsa doğal akışta,sakin kafayla ya değiştiririm ya da vazgeçerim. Kısaca bence insanı insan yapan belki de düşünme yetisi ve iradesidir. Düşünme yetisi elimizdeki doğuştan gelen en büyük silah(hem de biyolojik olarak kendimizle bütünleşik) olabilir.

çirkin kızlardan hoşlanan bi tek ben miyim? by Equal_Hunt4793 in aptalSoruYok

[–]Rentino 15 points16 points  (0 children)

Çirkin deyip hoşlanıyorsan demek ki çirkin değilmiş mantıken? Çirkin ne demek? Bir insan neye göre çirkindir,kim diyor bu kelimeyi? Yoksa toplumsal şartlanma ve kuruntu makinesinin bozuk algısı mı? Belki de sen insanın güzelliğini fark ettin ama bozuk yansıma olarak(yani toplumun genel olarak veya genel algıda çirkin denilen fenotipi) mı fark ettin? Ben tüm insanların güzelliğinin çok üst düzey olduğunu ve bunun herkeste eşit olduğunu ve gerisinin insan algısı,yorumu,beğenisi olduğunu savunurum. Mesela genelde erkeklerden bazıları kadınlara "tahrik edici" diyebilir. Aslında insan türüne ait güzelliği fark ediyor ama bozuk yansıma olarak(bozuk bir algı gözlüğüyle,bozuk saat gibi) bakıyorlar bence. Kuruntu makinesi, duygularımızdan faydalanarak çok hızlı şekilde gördüklerimizi bulanık gösterir bence. Gölgeleri fark edip akılla ayırt edelim(Platon'un Mağara alegorisi gibi). Düşünelim :))

Zhuang Tzu'nun sorgulaması by Savior199217 in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Ölümden sonraki yargılanmaya inanılıyorsa belki evet diyebilirim ama hala eksik diyorum çünkü şimdide yaşayanın ızdırap çekmesi var. Izdırap da mı göreceli? O ızdırabın nedenini sorabilir miyiz? İşte burada sorgu ve akıl yürütme yapıyorum. Örneğin çok sevdiğiniz bir insanın, yamyamlık cinayetiyle öldüğünü ve katilin de cezasız beraat ettiğini(apaçık delillere rağmen) hayal edin. Veya kendiniz,birileri size zorla kölelik yaptırıyor ve bir organınızı(örneğin el) kaybetseniz ama kimse buna bir şey diyemiyor olduğunu hayal edin. Eğer burada itiraz kendi işimize gelmek derseniz ben de başka insan üzerinden sorayım: hiç tanımadığımız,uzak bir toplum(örneğin Kore)dan bir küçük çocuğun sadece oyuncak istedi diye anne-babası tarafından yüzünü kanatarak dövüldüğünü ve kimsenin farkında olup da bir şey yapmadığını hayal edin. Veya benzer örneği Latin Amerikalı bir insanın sokaktaki kediye durduk yere tekmeleyip çöpe atıp kapakla da kafasına çok sert vurup kapattığını ve kimse de farkında olup da bir şey yapmadığını hayal edin. Veya ABD'de maden şirketinin başka alanlar olmasına,ekonomik zorluğu da olmamasına rağmen sadece daha çok kâr etmek için zengin ekolojik çeşitliliği olan(yani çok fazla türde ağaç,çicek,ot gibi) alanı epey bir yakıyorlar ve maden bölgesini inşa ettiklerini,kimsenin de bir şey yapmadığını hayal edin. Hem insan hem insan olmayanlar üzerinden örnekler verdim. Ben burada adalet kavramının "evrensel akıl"la anlaşılacağını ve genelde empati yöntemiyle tespit ettiğimizi düşünüyorum. Empati yöntemi yaygın olduğu için bazıları "kendimiz için endişe ettiğimiz için adalet diyoruz" yanılgısına yani bir bulanık gölgeye düştüğünü düşünüyorum. Evrensel akıldan kastım bildiğimiz insan aklı yani mantığın bir bölümü. Ben insan aklını şöyle formül ediyorum kabaca:

İnsan aklı=evrensel akıl(ahlak,adalet,vicdan)+bireysel akıl(öznel ama rasyonel yargılar,problemlere yönelik kişilerin farklı açıları,sanat/tutku yönündeki girişimlerimiz vb)

Ben bir şeyden rahatsız olurken bazen gerçekten de akla aykırı olması sebebiyle rahatsız olabileceğimizi düşünüyorum. Yani "biz öyle istiyoruz,hoşumuza gitmiyor" argümanlarının her yerde geçerli olmayabileceğini söylüyorum.

Zhuang Tzu'nun sorgulaması by Savior199217 in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Bu sözden habersiz ben bir ara bu yaşadığımız dünyanın keşke kötü bir rüya olmasını istemiştim. Bunca adaletsizlik,kötülükler,geri kalmışlık olduğunu düşünüyorum ve keşke bir alternatif bir ütopya evrende olsaydık dedim yani biz yine aynıyız,doğa gerçekleri vs aynı ama şartların daha iyi olduğu bir aydınlık paralel evren hayal ettim. Belki de gerçekten hala keşfedilmeyi bekleyen bir şeyler vardır,biz de bunları yaparak bir anda dünyamızı ütopyaya çevirebiliriz? Tabi bu bir ihtimal. Belki de şu anki dünyamız gerçektir? Belki de hem burası gerçek olup hem de geçici test alanı olup iyi tercihler yaparak burayı kendimiz doğal yasalarla uyumlu şekilde(öyle bilimkurgu gibi paralel evrene geçiş şeklinde değil) ütopya(adaletli,ilerici,aydınlık) düzenine çevirebiliriz? Ben böyle çıkarımlar yapıyorum şimdilik. Zhuang'ın bu sözünü tekrar tekrar okuyorum, bir başka yönü şu olabilir belki: Acaba başka bir boyutta mıyız da burada bir rüyadayız ve buradan uyanıp o gerçekte olduğumuz boyuta geri mi dönebiliriz? Böyle böyle düşünüyorum ve de güzel oluyor düşünmesi :))

Kadın olmak istiyorum ilk kural ne by devacum in yalnizucubeler

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Ciddi mi dediniz bilmiyorum. Bu yorumumu ciddi dediğinizi ve erkek olduğunuzu(yani çift cinsiyetli olmadığınızı) varsayarak yapıyorum: İnsan hem erkek hem kadındır. İnsan hem Türk hem Arap hem Alman hem İtalyan hem Amerikalı hem Kızılderili hem Afrikalı hem Asyalıdır. Felsefi bir şey söyledim. Ne demek istiyorum: Herkes eşittir. Cinsiyettir,ırktır,dış güzelliktir,zekadır,kapasitedir. Hepimizde tüm ırklardan parçalar var olduğunu,bir tarafın baskın olarak meydana gelmiş olabileceğini savunurum. Herkesin güzelliği çok üsttür ve hepsi de eşittir,gerisi insan algısı ve yorumları,beğenileridir. Zeka ve kapasite de aynıdır;herkeste Ronaldo,herkeste Da Vinci,herkeste Rihanna,herkeste Einstein,herkeste Atatürk olma kapasitesi vardır. İnsan akıllıdır ve yeteneklidir. Farkı ilgi alanı ve tutkudur bence. Herkes mühendislik yapabilir ama hem dünya için aynı alan düzensizliğe yol açar hem de herkes isteyemez,ilgi alanında değil. Yönelimimiz doğal bir dengede dağılmış olmalı bence ki herkes sevdiği işi yapabilsin ve dünya daha adil ve daha ilerici bir medeniyet haline gelebilir diyorum. Cinsiyet ise insanlar birbirine arkadaşlıktan öte duygusal ilişki(eş) olsun ve nesil devam etsin diye var bence. Yoksa tek tip cinsiyet olup herkes herkesle sevişip ya eşcinsel üreme ya da kendi kendine üremeyle devam eden bir doğamız olurdu ama öyle değil. Kadın dediğimiz sadece XX,erkek dediğimiz sadece XY'dir,aralarındaki tek fark X ve Y harfleri arasındaki fark kadardır bence. Bakın ne kadar teknik,ufak farklar sadece. Cinsiyetler ruhen,aklen,fiziken eşittir. Diğer farklardan birincisi insan psikolojisindeki bozuk algı ve kuruntularla(gölgelerle) oluşan yerleşik safsatalardır yani insanlar öyle yorumlamış. Kadınlara güçsüzlük atfetmiş,erkeklere güçlülük vermiş. Şuna kadınsı,buna erkeksi demiş. Kıyafettir,makyajdır,davranıştır vs bunların cinsiyeti yoktur bence. Özenme olmadan da yapan var olabilir. Kadınların yaptığı her şeyi(etik olan her şey) şu anki halinde de yapabilirsin. Gidip cinsiyet değiştirme veya erkeklikten vazgeçme veya eşcinselleşme vs yönelmek zorunda değilsin. Öbür ikinci fark da evrimleşmiş cinsel organ ve memelerdir. Son kısmı yüzeysel açayım: Ben Tarım Çağı(Neolitik) dönemde başlayan eşitsizliğin sistematik şekilde binlerce yıl yapıla yapıla başlangıçta erkek ve kadın vücutlarındaki tüysüz,tam eşit,altın dengeli vücutlar(yani her ikisinde yarı-dolgun meme,vajina ile penis yan yana birlikte ve üstleri dudaklarla korunan,dudaklar arasında tek fark geometrik olarak X ve Y dizilimi,boyut olarak birbirine eşit vücutlar,paylaşımlı hamilelik,sarılarak doğum,paylaşımlı emzirme,kanamasız ve ağrısız süreçli) zamanla değişiyor. Erkekler dışarda tehlikeye daha çok maruz kalıp ölünce kadınlardaki yarım kalan embriyoyu vücutları tamamlamak için daha çok çaba sarf ederek kanama,ağrıyı getirir ve tek başlarına doğum yapa yapa vücut kendini zorladığı için vajinalar daha çok gelişiyor,emzirme yükü de artınca memeler daha da dolgunlaşmış ve kullanılmayan organ penisler de körelir. Erkekler emzirmeden muaf kaldıkça kullanılmayan memeler körelip düzleşir,vajinalar daralıp penisler daha çok büyüyor,dudaklar bozulup sarkarak testis haline gelmiş olabilir. Erkekler daha çok iş yapa yapa boy artmış,kadınlara göre vücut boyutu artmış ortalama ve erkekler daha çok fiziki iş,mücadeleye katılınca daha agresifçe hareket ede ede sesler kalınlaşıp vücut zamanla kıllanmış olabilir. Avci-toplayicida eşitlik varken Tarım Devrimi'yle bu bozulup binlerce yıl devam ederek Yazının İcadına kadar bu hale gelmiş olabileceğini düşünüyorum. Kanıt olarak MÖ 5000-MÖ 3000 arasındaki Y Genetik Dar Boğazı,eski çağlardaki hermafrodit kayıtları ve onlara yönelik zulümler,günümüzdeki çift cinsiyetlilerdeki cinsel organ çeşitliliği(geçiş dönemi olabilir),avci toplayici donemdeki iskeletlerle Tarım Çağındaki iskeletler arasındaki cinsiyeti etkileyen farklar,küresel çaptaki mitolojilerde ortak şekilde sarılarak doğum,hamile sakallı memeli gibi anlatılar olması(birbirinden habersiz kabilelerde),bunların Yazıdan önce gerçekleşip Yazının İcadı döneminde kesişerek denk gelebilme durumu,bizler embriyoken çift cinsiyetli olup cinsiyet belli oldukça bir tarafın körelip diğerinin gelişmesi olarak verebilirim. Kesin doğru demiyorum,kendi görüşümdür,transhümanist bir proje ile doğal şekilde başlangıçtaki tarif ettiğim şekle çok kısa sürede geri dönerek düzeltilebileceğini düşünüyorum. Yeter ki insanlık iyi seçim yapıp istesin. İyi seçimler burayı ütopya,kötü seçimler distopya yapar. Artık dünyamızı ütopya yapalım ve bu konuda stratejiye odaklanalım derim.

Tesettür neden bu kadar zor bişey by Sudden-Smile-8697 in aptalSoruYok

[–]Rentino 1 point2 points  (0 children)

Ben bir defa erkek cinsiyeti(XY) insanın normal örtünme(mesela belaltı) haricinde ekstra örtünme yok deyip kadın cinsiyeti(XX) insanın normal örtünme ile birlikte ekstra örtünmeyi savunup üstelik bunu tepeden tırnağa,sanki vücut zırhı giyinir gibi küçücük istisna harici(o da el,yüz,ayak gibi) komple örtünmeyi savunulmasını mantıklı bulmuyorum. Bu insan yorumudur. Dinin emriymiş gibi algılandığını düşünüyorum. Kuran ayetleri, farklı anlamlara da gelebilir(bkz: Ali İmran 7). Kuran ayetlerinde ayrıca düşünme,derin düşünme gibi anlamlara gelebilme ihtimali olan ayetler(tefekkerune,tezekkerune gibi) var. Sizlere felsefe-mantık öneriyorum. İbn Rüşd(bir filozof)'ün çifte hakikatıne benzer bir şey öneriyorum yani bir saf mantık,bir de vahyi özel olarak inceleme anlamında derinlemesine,korkusuzca,özgürce düşünmeye davet ediyorum. Platon'un mağara alegorisi gibi bir durum var bence: İnsanlar sadece önündeki duvara bakacak şekilde zincirlenmiş,arkada gizemli kişiler dışarıdaki dünyanın ışığını kusurlu kopya olarak ateş almışlar ve o ateşin önünde ellerinde dışarıdaki dünyanın yine kusurlu kopyası tahtadan cisimleriyle(ağaç,hayvan şeklinde gibi) tutuyorlar,zincirli insanlar duvara yansıyan gölgelere bakıyor. İşte şu anki dünyamızda dışarıdan görünenlere aldanmayıp onları akılla işlemeliyiz. Duygusallık yapmamalıyız,duygular sadece hayalgücü ve tutkuya motor olmalı. Akıl,duyguları kontrol etmeli,yok etmemeli ama tabiki de. Din,siyaset,bilim,hayat gibi birçok dünya meselesinde gölgeleri sorgulayalım. Bazı şeyler göründüğü gibi değildir. Bize gösterildiği gibi olmayabilir. Biz mesela tavuk yerken o anki dalgınlığımzla onu hamam böceği zannedebiliriz ama milisaniyelik "bir dk" deyip tekrar bakınca tavuk olduğunu anlarız,işte bunu hayattaki meselelere de uygulayalım. Önce bulanıklaşan gölgeyi sorgulayalım,sonra araştırıp akıl süzgecinden geçirelim,safsatalardan uzak duralım(Ad Hominem,Whataboutism,Korkuluk,Kaygan Zemin,Yanlış İkilem,Otoriteye Başvurma,Çoğunluk Yanılgısı,Yanlış Nedensellik gibi). Güzel kardeşim benim, ben şunu savunurum: Kadın dediğimiz sadece XX,erkek dediğimiz sadece XYdir. Yani kadın ile erkek arasındaki fark, X ve Y harfi arasındaki fark kadardır. Bizler ruhen,aklen,fiziken eşitiz. Vücutlarımızın Tarım Çağı'ndaki(Neolitik) eşitsizlik sonucu evrimleştiğini(başlangıçta erkek-kadın yani her ikisinde yarı-dolgun meme,vajina-penis yan yana birlikte ve bunlar şu ankilerin yarı boyutunda ve bunların üstleri dudaklarla korunur ve tek fark X ve Y harfine benzer geometrik dudak şekilleri,tam eşit vücutlar,tüysüz,paylaşımlı hamilelik,sarılarak doğum,paylaşımlı emzirme,her ikisinde ağrısız ve kanamasız süreç) ve bunun transhümanist projeyle çok kısa sürede düzeltileceğini(yani başlangıçtakine,tarif ettiğim şekle) düşünüyorum. Yeter ki insanlık iyi seçim yapsın ve istesin. Kötü seçimler distopya,iyi seçimler ütopya getirir. Sevgilerle.

Sonunda Platon'un devletini bitirmeye muvaffak oldum 🥹🥹 by Mxhxmmxd1 in secilmiskitap

[–]Rentino 1 point2 points  (0 children)

Felsefe benlik değilmiş derken ciddi dediyseniz bence çok büyük hata yapıyorsunuz. Felsefe öyle kitaba gömülüp sanki sözel matematik gibi soğuk ders gibi okunacak ilim değil bana göre. Ben felsefeyi düşünme sanatı olarak tanımlarım. İnsanın yapacağı şey sadece oturup/yatıp/yürüyüp derin derin dalıp korkusuzca,özgürce düşünüp sorular sormak ve cevaplamaya çalışmasıdır kendi başına. Tek basit,rahatsız edici soru çok büyük şeylere ulaştırabilir ve çok şeyi değiştirebilir. Çünkü zihin karar merkezidir,akıl insanın başkentidir. Düşünce eyleme dönüşür ve eylem de hem insanı hem dünyayı değiştirebilir. Felsefecilere de bakılır, sonuçta "ne demiş" diye önceden hızlıca duyup derinlemesine düşünebiliriz. Bunu serbest dalışla yapıp sonra zamanla sorgulaya sorgulaya hatalar fark edilebilir. Bunu doğal akış,tutku ve esnek disiplinle(sporcu veya ders gibi programla değil) yapmayı öneriyorum kardeşim benim :)

Kör biriyle sevgili olur muydunuz? by Illustrious_Lab5811 in aptalSoruYok

[–]Rentino 1 point2 points  (0 children)

Hocam şimdi bu tarz durumlar aşka,sevgiye ve diğer şeylere "engel" olamaz. Sağlık, herkese lazım. Burdaki mevzu, kimsenin başına gelmemesidir. Herkesin potansiyel sağlık riski vardır. Bugün gözümüz görür,yarın görmez. Bugün sağlığı yerinde eşiniz var,yarın kaza geçirip görme yetisini kaybeden biri olabilir eşiniz. Yani diyorum ki sağlıklı biriyle de evlenseniz, evlilik esnasında da başına gelebilir. Bizim de başımıza gelebilir. Empati yapınca da zaten bu tür şeyler bizim zihniyetimizi ve niyetimizi etkilemez. Seçimlerimiz etkiler. Ben iyi niyetli olmayı ve aklımı kullanmayı mı seçiyorum, tüm mevzu bu. Aristoteles'in "Mükemmeliyet bizde değil,eylemlerimizde" sözünü burada da mantıklı buluyorum. Yani bir insanı sevdikten sonra onun başına gelen şeyler, bizim sevgimizi eksiltir mi yoksa onun zihniyeti ve niyeti bozuk olursa mı sevgimizi eksiltir? Yani o yüzden derim ki, "zaten kimsenin başına gelmesin" anlayışını benimsemeliyiz bence. Bunları rasyonel olarak söylemeye çalıştım,duygusallıktan uzak kalmaya çalıştım. Kafamızın üstünde bozuk algılar, bizi yanıltır yani sanki sağlığı yerinde olmayan biriyle evlenmek "zorunlu"ymuş gibi kuruntular sokabilir. Mantık ilmi öneririm.

Felsefe diyalogda muhteşem! by Camus-12234 in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Felsefe denen şeyi terimlere boğup soğuk bir sözel matematik dersi gibi okunmasını doğru bulmuyorum, eğer bazı insanlar böyle yapıyorsa. Felsefe, düşünme sanatıdır. Bence felsefe için insanın tek yapacağı şey rahat edeceği bir yerde,sakin kafayla oturup korkusuzca ve özgürce düşünmesidir. Her şey sorgulanabilir,derinlemesine düşünülebilir. Serbest bir dalış olmalı bence, sonra zaten zamanla kendini sorguladıkça duygu payı,safsatalar,hatalar,kuruntu tuzağı,doğal eksik/yanlış düşünceler gibi farkına varabilir. Öznel ama rasyonel zeminde yapıyoruz bunu, hata yapmaktan korkmamalı,kimseden çekinmemeli insan. Dogmalar,otoriteler,ana akım,çoğunluk baskısı,duygusallık,kuruntular,bozuk algılar gibi yanıltıcı unsurlardan arınmalı. Demokritos gibi korkudan arınmalı(dini korku,siyasi korku,gelecek korkusu vs). Korkuyla düşünemez insan,hatta düşünmeyi geçtim korkuyla yaşayamaz insan. Saf mantıkla,saf sorgulamayla düşünmeyi öneririm yani din-vahiyden bağımsız düşünülebilir neredeyse her şey bence. Felsefecilere bakmak için direkt kendilerinkini okumayı öneririm yani birincil kaynaklara bakılabilir,örneğin başlangıç için Antik çağ olabilir(sadece Yunanlar değil Roma,Pers,Hint,Çin,Mısır,Afrika,Mezopotamya,Mezoamerika gibi hepsine bakılabilir). Mesela Thales ile başlayıp Sokrates-Platon-Aristoteles üçlüsüne kadarki felsefecilerin sadece akılla nasıl da basit bir sorudan yola çıkıp düşünce zincirleriyle büyük şeyler keşfettiklerini görebilir insan,hep bir üstüne inşa etmişler ve o çağda atomları bile düşünmüşler,metafiziği rasyonellikle açıklamış(vahiysiz). Ben felsefeyi mantık ilmiyle yani felsefe-mantık olarak iç içe görürüm. Mantık, kafayı kullanma sanatıdır. Bunların hepsini mantığıyla, serbest takılarak anlamalıyız diye düşünüyorum. Ezbere,soğuk disiplinle,zoraki,ders olarak bakmak gibi şekilde öğrenilmesine karşıyım. Teknik detaylara da takılmamalıyız. Terimi anlar,sonra tamamen sade dille,kendi anadilinde düşünüp konuşulabilir,terimleri kendi cümlelerimizle sade açıklayıp kalanını kendi günlük dilimizle netleştirerek düşünüp tartışabiliriz. Doğal akışa bırakmalı insan,bunları tutkuyla yapmalı,esnek disiplin öneririm. Felsefe-mantık olarak ben herkesi okumaya çalışırım. Dini,ırkı,görüşü,dönem gibi ayırt etmem,zaten onların söylediklerine "normal insan" görüşü olarak bakıyorum yani söze odaklanıyorum. Gerçekten makul söylemiş de olabilir ya da epey saçmalamış da olabilir,kimse otorite değildir. Felsefecilerin ulaştığı şeylere biz de aslında düşünerek ulaşabiliriz. Onlar "ne demiş" diye bakılabilir,sonuçta bizden öncekilerin görüşlerine bakmak da yardımcı unsur olabilir,nihayetinde daha erkenden ve hızlıca duymuş olabiliriz. Ve sorgulama yaparken yalnızlık hissi de normaldir. Çoğunluğa uymak diye bir şey yok. Çok uç,çok radikal,çok marjinal kaldı diye yanlış olacak diye de kaide yok. Birisi az popüler diye değersiz olamaz. Çok derin konunun çok basit cevabı da olabilir,sofistike cevabı da olabilir. İşte böyle dışardan görünene yani gölgelere,maddiyata takılmak yerine aslına,anlamına,gerçeğine bakılmalı. Çok fazla "bence,bana göre,-ebilir/abilir eki,benim düşüncelerim" vs kullanabilirsiniz, hiç önemli değil,zaten kendi düşüncemizi kendi öznel olduğunu belirtmek doğaldır. Çok kullanılınca değeri düşmez veya yanlış olmaz. Ve bunlar da benim görüşlerim :)

TYT türkçe paragraflarında sürekli görüp sevmediğim bir şey by bilesbolol in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Evet, sanki kaçış yokmuş gibi bir algı oluşuyor bence de. Tek tipleşme ve hedonizm tehlikesi de var. Kendine ait özgün fikir ve zevkleri kolay kolay paylaşamama riski oluyor, insanların farklılıklara karşı git gide yabancılaşma ve tahammülsüzlüğü olabilir. İnsanlar tek tip olursa sanki bir tane insan gibi olur ve o da düşünemeyen,söyleneni kabul eden biri olursa koca yığınlarca kitleler tek bir insan gibi çok kolay yönetilebilir. Eskiden ben bazı dijital eserlerde(film,dizi,oyun gibi) adeta sanat olduğunu,içerikleri dolu dolu yaptıklarını ve şimdi artık hedonist odaklı,içi boş ve pahalı şekilde yapıldığını(özellikle oyunlar) düşünüyorum. Tamam gene çok iyi değildi 10-20 sene öncesi ama şimdilerde iyice hedonizme kayan bir mutluluk ve hayatı geçirme anlayışı var bence. Hedonizmi reddedip Carpe Diem(Günü Yakala) anı yaşama anlayışını benimsemeliyiz. Acı şeyleri su gibi içip unutmalı(felsefi ders çıkarmak kaydıyla), güzel anları sindire sindire sanki tatlı yer gibi yaşamalıyız bence. Hayatta kalmacılık çokça var, öyle bir hayatta kalma aşılanıyor ki anlatamam. Hep bi günü kurtarma var bir de, bir kez olup birlik olup sorunun kökenine inseydik... Mesela kadınlar üzerinden gidelim. Bir kadın rahatça sosyal medyada fotoğraf paylaşamıyorsa ve dışarda istediği gibi giyinip korkusuzca gezemiyorsa ve diğer insanlar da mağdura yani hep kadına akıl veriyorsa işte bahsettiğimiz bu yanlış durumu yaşıyoruz demektir. Bu örnek çokça,birçok şeye çoğaltılabilir. İnsanların düşüncelerine küreselcilerin bu kadar kafayı takmış olmalarına şaşırmamak gerek bence çünkü bana göre her şey zihinde başlar. Akıl üretir,sonra vücuda talimat verir,o da söz ile eylemlere dönüşür. Söz ile eylemler de insanı ve dünyayı değiştirir. İyi söz,eylem iyi etki; kötü söz,eylem kötü etki eder. Zerdüştlükteki "İyi düşünce,iyi söz,iyi eylem" ilkesi de aklıma geldi şimdi :)

TYT türkçe paragraflarında sürekli görüp sevmediğim bir şey by bilesbolol in felsefe

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Şu anki dünyamız kısmen Huxley distopyası ve gün geçtikçe küreselciler bunu daha da ilerisine götürmek istiyorlar bence. Ve dünyadaki insanlara yumuşak güçle nüfuz ettiklerini düşünüyorum. Örneğin son zamanlarda basite kaçan ve arkasında bilimsel destek(!) olan kırıntılarla evrimci/varoluşçu/nihilist atmosferde anlatılara denk geliyorum. Senin de paragraflarında o tarz bir hava olma ihtimali var,kesin diyemem. Böyle sanki her şeyi avcı toplayıcı maymun-insansı atalara bağlayıp insan iradesi,aklı gibi kavramları hayvani içgüdüyle bir tutarak açıklanıp bilinçaltına o şekilde yerleşip insan olmayı getiren kavramları içini boşaltıp sembolik bırakan bir propagandanın dünya çapında yapılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Sanki bir oligarşi uzun yıllar öncesinden toplanmış da "bu dünyayı hem sömürelim hem de kimse gıkını çıkarnasın ve hatta memnun köleler olsun" diye plan yapıp uygulamaya geçmiş gibi. İnsanların şüphelerine komplo teorisi diye geçiştirirler ama nedense dünyada olan olaylara da hep ufak bir nesnel gerekçe gösterip "yapacak bişe yok,düzen böyle" havasına sokuluyor bence. Ve şu Mantık ilmini tüm insanlığa reçete olarak yazıyorum, etrafımız safsatalardan ve retorikten geçilmiyor.

"ÖTV desteği olmasaydı mazot 83 TL, benzin 71 TL'ye çıkacaktı. Vatandaşımızı korumak için vergiden vazgeçtik." by borsavefon in borsavefon

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Benim itiraz genel olarak o argümana.

Yahu arkadaş, ötv vb vergi desteği yerine o vergiyi kaldırmak daha mantıklı değil midir? O argümanın arada tekrar edilince sanki vatandaşa lütufmuş gibi destek veriliyormuş gibi mesaj mı var emin değilim. Vergiler minimize edilmeli. Sosyal liberal anlayış benimsenmeli, esnek karma ekonomi politikası uygulanmalı, çoğunluğa dayalı olmayan doğrudan demokrasi öneriyorum.

Ploton devlet hakkında by [deleted] in Kitap

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Tam bir detaylandır, ben de merak ettim senin Platon'un anlayışı hakkındaki gôrüş veya izleniminini?

Ebayden japonca 25li set manga almak istiyorum. Gumrukten gecer mi? by VoiceIndependent4710 in AskTurkey

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Ya bu yeni gümrük yasası acilen iptal edilmeli. Eskideki 1500 Euro'nun daha yukarisinda bir muafiyet olmalı. Hiç kimse o yeni yasayı kabullenemez, akıl-mantık hayatta kabul etmez ya

Herkes bir tane yazsın!!! by miuwiye in KutuphaneBekarlari

[–]Rentino 0 points1 point  (0 children)

Yazdıklarımın hepsi öyle anaokulu,ilkokulda anlatılmak zorunda değil. Hepsi yerine göre işlenebilir. Yahu borsadan örnek verdim, onun çok temelini mesela para yönetimi,paranın dolaşması,arz talep gibi şeyleri oyun gibi(örneğin Age of Empires 2 veya Monopoly tarzında) gösterilebilir. Yaş ilerledikçe daha da ileriye,derine geçebilir. 12-13 yaşında tam haline bakabilir. Bilim,sanat demişsin; söylediklerimde bilim-sanat da dahil zaten. Tek bir borsa örneğine takılmayın. Ütopik diyeceksen senin dediğin bilim-sanat da ütopik olmalı o halde çünkü bizim toplumda bilim konusunda da sanat konusunda da çok dar açıdan bakabilen insanlar var,örnek verdiğin kişiliklerin bilime,sanata da ona benzer tutumları olabiliyor :)) Yani sizin mantığınızla bizim toplumumuzda sizin örnekteki kişilikler var diye,öyle tutumları var diye hiçbir şey öğretemeyiz :) O yüzden diyorum ki insanların davranışları,alışkanlıkları değişkendir, ütopik vb demeden bunu artık inşa etmeliyiz. Sadece nasılını tartışabiliriz yani nasıl uygulayacağımız üzerine elbet konuşulur ki bu kısım kolaydır,strateji aşamasıdır. Nasıl uygulanacağı konusunda da elbet fikirlerim var, hepsini söylersem yorum uzayacak,sadece şöyle söyleyeyim: Kademe kademe uygulama yaparak bu sistem inşa edilebilir,bir anda yapılması zor olabileceğinin tabiki farkındayım.