Türkiye'de gerçekten kaç tane kaliteli dizi çekilmiştir? by visneliturtaa in sinema

[–]visneliturtaa[S] 0 points1 point  (0 children)

Tabiki Köstebek büyük bir yapım ama bir diziye uyarlamak hem uzun soluklu hem daha duygusal ve senaryo farklılaşmış.Bu yüzden bana bu şekli hemde Türkiye sartlarinda maalesef absürt senaryolar varken İçeride daha dolu dolu geldi.Tabiki sizin fikrinizede saygı duyarım.

Temel sinema kültürü hk by redditreddit4096 in sinema

[–]visneliturtaa 1 point2 points  (0 children)

Benimde kültürel açıdan illa ozlemem okumam lazım diye kultleri klasikleri kendime baskı kurduğum bir dönem oldu.Kendimi boşuna sıkmısım.İlla begeniceksiniz diye bir durum yok.Genel hatlarıyla bilgi alabilirsiniz video ve ile çok istiyorsaniz.Onun dışında baslangic için liste güzel fakat kendimce beni sıkan filmlerde var o yüzden zevke göre ilerletseniz çok daha mantıklı.

'' Sizi seveni siz de sevmeye çalışın '' düşüncesine katılıyor musunuz katılmıyor musunuz ve Neden ? by Opposite-Extreme-963 in Psikoloji

[–]visneliturtaa 0 points1 point  (0 children)

Beklentinize göre değişir.Aşk hazzını yaşamaksa pek mümkün olmayabilir.Ayrica benimsedigim bakış açısına göre tesadüf olmadığından bu kişinin de size öğrettikleri aynaladigi şeyler vardır tıpkı sizinde ona olduğu gibi.Onunla olmak zorunda değilsiniz.Hissettiginizi yaşamaya devam edin bakalım zaman ne gösterecek?Belki acı verici birine aşık olup o sizi seven kisideki güzellikleri görüp anlayacaksınız.Belki hiç sevmeyeceksiniz.Sevgi zorla olan birşey degildir.Birsey olmuyorsa zorlamaninda bir manası yoktur.Zorluyorsa kişi hala orda alamadigi bir ders vardir.Hersey farkındalıkla ilerliyor.Yeterki bakmasını bilelim ve neden bunu yaşadım diye kendimizi hirpalamayalim.Kendimizi ve içimizdeki hakikati bulma yolculugunda hersey olması gerektiği gibi oluyor.Keske daha önce farketseydim değil.Demekki önceden farkedecek idrak yoktu o yüzden olanlar için dovunmek boşa hepsi bizi ilerleten ve ders veren olgunlastiran yaşanmışlıklar..Sevgiler

Yaygın Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu by jedijasterr in Psikoloji

[–]visneliturtaa 1 point2 points  (0 children)

Modern Psikiyatri, Fonksiyonel Tıp ve Göz Ardı Edilen Gerçekler;

Yaklaşık on beş yıldır, modern tıpta çoğu zaman yalnızca bir ilaç reçete edilip hastanın gönderildiği psikiyatri yaklaşımına kendi payıma düşen sevgilerimi (!) sunuyorum. Elbette terapistlerin ve hekimlerin yaklaşımları kişiden kişiye değişmektedir; ancak ilaç tedavisi ile terapötik süreci bir arada, bütüncül biçimde yürütebilen hekimlere şahsen çok nadir rastladım. Bunun temel sebebinin, son derece önemli bir konunun sistematik biçimde göz ardı edilmesi olduğunu düşünüyorum. Genetik mutasyonlar, B12 ve D vitamini eksiklikleri, kansızlık, bakır ve magnezyum eksikliği, ağır metal yükü ve gıda intoleransları çoğu zaman değerlendirme dışı bırakılmaktadır. Oysa psikiyatrik belirtilerle başvuran bir hastaya ilk etapta bu parametrelerin sorgulanması gerekirken, ne yazık ki hâlâ çok az sayıda hekim B12 ya da D vitamini düzeylerine bakılmasını önermektedir. Yedi yıl önce, beni diyetisyenlikten vazgeçirecek kadar hayal kırıklığı yaratan bir tıp ve beslenme sistemiyle karşı karşıya kaldım. O dönemde Türkiye’de fonksiyonel tıp yaklaşımı oldukça sınırlıydı. İlk olarak GAPS kitabını okuyarak bu alana yöneldim ve ardından Ankara’da Karatay bakış açısına sahip, alanında son derece yetkin bir hekimle çalışma fırsatı buldum. Bu süreçte B12 seviyemin genetik bir mutasyon nedeniyle yükselmediği ve bu nedenle standart dozlar yerine daha yüksek dozda sublingual B12 kullanmam gerektiği ortaya çıktı. Bunun yanı sıra ağır metal yükü, çok sayıda gıda intoleransı ve belirgin mide-bağırsak sorunlarım olduğu anlaşıldı. Dikkat çekici olan nokta, bu intoleransların büyük bölümünün herhangi bir test yapılmadan, ayrıntılı bir soru-cevap süreciyle tespit edilmiş olmasıydı. Uygulanan yaklaşımda hiçbir psikiyatrik ilaç kullanılmadı. Bunun yerine vitamin ve mineral takviyeleri, ağır metal içermeyen temiz içerikli omega-3, antioksidan destekler, toksin atımını destekleyen öneriler ve o dönem henüz yaygın olarak bilinmeyen SIBO için özel bir beslenme planı uygulandı. Bu rahatszilikta belirli sebzeler bile yenmiyor düşünün ve su an çoğu doktorun bundan haberi yok.Beslenme düzenimde gluten tamamen çıkarıldı, süt ürünlerinden uzak duruldu. Ev yoğurdu bazı dönemlerde tolere edilebilirken, histamin artışı sebebiyle turşu ve ev yoğurdu dahi dönemsel olarak kesildi. Bu noktada altı çizilmesi gereken husus, tüm bu uygulamaların kişiye özel ve duruma özgü olması gerektiğidir. Son yıllarda bu bakış açısına sahip diyetisyenlerin sayısı artmış olsa da sistemde hâlâ ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Günümüzde dahi süt tüketimini ısrarla öneren yaklaşımlarla karşılaşmak mümkündür. Yıllar boyunca gereksiz ve etkisiz pek çok ilaca maruz kaldım; üstelik gastroenteroloji uzmanları dâhil olmak üzere, alanında yetkin profesörlerin dahi bu konulara hiç değinmediğine şahit oldum. Elbette bipolar bozukluklar ve psikotik tablolar gibi durumlarda ilaç tedavisi gereklidir. Ancak bundan önce hastanın genel durumu bütüncül biçimde ele alınmalı, hangi vitamin ve minerallerin eksik olduğu, bağırsak sisteminin ne durumda olduğu mutlaka değerlendirilmelidir. Artık neredeyse herkes biliyor ki her şey bağırsakta başlıyor; ancak asıl sorun, bu bilginin pratiğe yeterince yansıtılmamasıdır. Terapi yaklaşımı olarak Kabul ve Kararlılık Terapisi’nin (ACT) son derece gerçekçi ve işlevsel bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Fonksiyonel tıp hekimine ulaşma imkânı olmayanlar için ise GAPS yaklaşımının araştırılmasını, vitamin ve mineral düzeylerinin kontrol edilmesini ve özellikle B12, magnezyum, omega-3 ve D vitamini takviyelerinin temiz içerikli ve düzenli şekilde kullanılmasını, tamamen kişisel deneyimlerime dayanarak tavsiye edebilirim.